17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİ
Kanlıca blogcuya hoşgeldiniz.
17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİ
Tarih 17 ağustos 1999, saat 03, 02
Hepside uykuda, Gölcük, Yalova, Sakarya, Kocaeli.

Ol emri geldi o saat de HÜDA dan,
Kırk beş saniyelik bir cevaptı istenilen arzdan.

Yer yarıldı çıktı içinden korkunç bir hışıltı,
Marmara denizin den o ne acayip bir ışıktı.

Böylece on vilayette kurulmuştu can pazarı,
Kimisinin canı kurtulmuştu gitmişti cananları.

Göğe yükseliyordu acı ile yoğrulmuş feryatlar her enkazdan,
Çaresiz başlar iki avuç arasında kıyameti suradan.

Marmara denizi yarılmış, haşlanmıştı balıklar ısı ve gazdan,
Gölcük sahili deniz olmuş, çıkmıştı artık kara olmaktan.

Nice binalar ve çay bahçeleri, denizin altında olmuş enkazdan bir şehir.
Ya RAB. Hikmetinden sual olunmaz, akşamın zenginleri olmuşlar sabaha fakir.

Canları cananları, öylece uzanmış enkaz altın da yatıyor,
Bu gün babalar ağlarken, analar ağıt yakıyor.

Günler sonra kurtarılan küçük bir çocuk, kurtaranlar hemen su içirtmek istiyor.
Çocuksa; “istemem amca, yaşlı bir amca yeşil bir bahçeye götürdü su içirdi” diyor.

Tarih 17 ağustos 1999, saat 03, 02
Hepside uykuda, Gölcük, Yalova, Sakarya, Kocaeli.

Ol emri geldi o saat de HÜDA dan,
Kırk beş saniyelik bir cevaptı istenilen arzdan.

Yer yarıldı çıktı içinden korkunç bir hışıltı,
Marmara denizin den o ne acayip bir ışıktı.

Böylece on vilayette kurulmuştu can pazarı,
Kimisinin canı kurtulmuştu gitmişti cananları.

Göğe yükseliyordu acı ile yoğrulmuş feryatlar her enkazdan,
Çaresiz başlar iki avuç arasında kıyameti suradan.

Marmara denizi yarılmış, haşlanmıştı balıklar ısı ve gazdan,
Gölcük sahili deniz olmuş, çıkmıştı artık kara olmaktan.

Nice binalar ve çay bahçeleri, denizin altında olmuş enkazdan bir şehir.
Ya RAB. Hikmetinden sual olunmaz, akşamın zenginleri olmuşlar sabaha fakir.

Canları cananları, öylece uzanmış enkaz altın da yatıyor,
Bu gün babalar ağlarken, analar ağıt yakıyor.

Günler sonra kurtarılan küçük bir çocuk, kurtaranlar hemen su içirtmek istiyor.
Çocuksa; “istemem amca, yaşlı bir amca yeşil bir bahçeye götürdü su içirdi” diyor.

Bir diğeri;
O saat de gece namazı kılmak için kalkıp abdest aldığımda,
Bir de baktım ki boylu boyunca uzanmış yatıyorum, evimin balkonun da enkaz altında.
Çok sesler duydum; “kurtarın bizi” diye bağıran, yattığım yerin hem altından hem üstünden.
Anladım ki hepsi ölmüşlerdi, daha sonra hasıl olan sukünetten.

Sol kolum kalmıştı kirişin altında, kıpırdayamaz bir vaziyette iken,
Eda ettim sabah namazını gözlerimle, henüz abdest im varken.
Hiç umudumu kesmedim hep ALLAH a tevekkül halindeyken,
Çok seslendim kimseler duymadı ama;
Çok şaşırmıştım garip bir aydınlık vardı, yedi katlı binanın enkazı üstümdeyken.
Nice zaman sonra bana ulaştıklarında, elinde bir bıçakla yanıma geldi Hasan adında bir asker.
Dedi; “korkma amca ALLAH bizimle, sen sadece yardımcı ol bana,kiriş altında kalan kolunu keserken.”
Besmele ile kesti kolumu, hiç acı duymadım kavuştum feraha,
Hamd ediyorum tek kol ilede olsa, kulluk edeceğim için ALLAH a.
Bu şiirimi 17 ağustos 1999 depremini takip eden günlerde Orta s. s. Fatih Yapı Kooperatif inin bürosunda tamamen enkazdan kurtulanların ağzından bire bir ifadeleri olarak ilerki kuşaklara kayıt düşmek ve aktarmak amacıyla yazdım. Kesinlikle benim tarafımdan ilave bir söz veya olay yoktur. Yukarıda anlatılanlar yaşananların binde birine dahi tekabül etmemektedir. ALLAH bu millete bir daha böyle büyük acılar göstermesin. Amin.



Dursun ERBASAN
Made in Çalı
GEL YORUM YAPMADIN
Daha fazla .....




0 yorum yazılmıştır