Google

Sitetistik

Zirve100 En iyi
Menü
  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • Kategorilerim
    Yazılarım
    İstatistikler
    Görsel

    8/11/2009

    Merdiven


    Merdiven




    Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
    Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
    Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

    Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
    Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

    Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
    Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
    Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

    Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta,
    Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

    8/11/2009

    Kıştan Üşüyen Virgül


    Kıştan Üşüyen Virgül


    Defterin bir çok sayfasını koparmışlar,
    Örtünemez artık virgül bazı sayfalarla,
    Kış gelir, virgül üşür,
    Kış insanı üşütür,
    Üşenen hayvanlar da
    Girip toprağın altına
    Uyurlar,
    Toprağın sayfalarını koparmamışlar,

    Çocukların sayfaları her kış koparılır.
    Kar toplarıyla voleybol oynayan
    Ağaçlarla,
    Her çocuğun defterinde
    Bir çok sayfası olmayan
    Bir çok güzel virgül vardır,

    Virgül kıştan üşür,
    Çünkü kış gelince koparılır
    Artık kalmayan öğrenciliğin,
    Artık kalmayan tembelliğin sayfaları,

    {Ülkü Tamer}

    30/1/2008

    İnsanlar unutur.Hatırlatılmazsa ...


    Kanlıca blogcuya hoşgeldiniz.

     

     

    Question İnsanlar unutur.Hatırlatılmazsa ...

     

    Biri olmadan, öbürü olmazmış. Bu böylece yazılsınmış.
    Bir Rus köyü'nde iki balık yaşarmış. Biri turuncu ve
    İri, öbürü korkak ve İnce. Bütün çiftler de böyledir
    biraz düşününce.

    İri sormuş birgün. 'Madem bütün bu denizler birbirine
    bağlı, niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine
    yüzüp duruyoruz? Kendimizi bir akıntıya bıraksak, yeni
    sularda yüzsek, başka balıklar yesek daha mutlu olmaz
    mıydık?' Hak verdi İnce. İnceliğinden sırf. Çünkü onun
    mutluluğu için, İri ve o kıyı yeterlidir. Gerisi hava
    su değişikliğidir ki, insan bundan beslenemez.
    Balıklar hiç...

    Katıldı yine de, düştü İri'nin peşine. Akıntıya
    bıraktı kendini. Bunlar beraberce, İstanbulve
    Çanakkale boğazlarını geçtiler. Geçerken eğlendiler.
    Fakat bir balıkçı, akşam yavrularına balık götürmek
    için suya ağ atmıştı. Ve bizimkiler farkına varmadan
    bu ağa takıldılar. Daha doğrusu İri takıldı. İri ya.
    İnce de sıyrılıp çıktı. İnce ya, bırakıp gitmedi. Hem
    inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı İri'yi. 'E,
    tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli
    değilim, eriyip gidecek gibiyim' diyerek, onun
    gururunu da okşadı. Aşkta, en yanlış şeyler bile
    mantıklı gelir insana. Tabi balıklara da... Çünkü aşk,
    suyun içinde de aşktır.

    Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular. Fakat
    İnce, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı.
    Pulları dökülüyordu hergün ve gün geçtikçe daha da
    yavaşladı. Hatta durdu birgün. Atlantiğin ortasında.
    Ya döneceklerdi ve İnce kurtulacaktı. Ya da tek bedene
    düşeceklerdi. Çünkü herkesin Küba'ya kadar yüzecek
    nefesi kalmayabilir. Hele hastaysa. İri, Küba'ya
    gitmeyi seçmeden önce, biraz düşündü. O düşündüğü süre
    kadardı sevgisi, ki o da çok sayılmazdı. En başta
    sıkılan oydu köyün kıyısından. Demek aslında gitmek
    istiyordu İnce'sinin yanından. Ama bizimki bu durumu
    anlamadı. Ve onunla Küba'ya varmak için son çabalarla
    yüzdü. İnsan, sevdiğiyle geçen zamana doyamadığı kadar
    aşıktır. Balıklar da...

    'İki dakika daha beraber yüzmek, tek başına sağlığına
    kavuşmaktan iyidir'
    bile dedirtir aşk insana.
    Dedirttiği gibi İnce'ye. İki dakika kadar yüzdü ve
    öldü. Yukarı doğru çıkarken zayıf gövdesi,
    kılçıklarına kadar mutluydu ve gülüyordu. Koca bir
    balina onu yuttu, bunu da biliyordu. İri, tek kaldı
    ama, suyun ucunda Küba vardı. Var gücüyle yüzdü.
    İnce'yi unuttu. İnce'yi unuttuğu kötü oldu. Çünkü
    onlar birbirlerine 5 saniyede bir, nereye gittiklerini
    hatırlatıyorlardı ve şimdi 10 saniye geçmişti ve
    katiyen hatırlamıyordu. Ne İnce'yi, ne Küba'yı ne de
    adının İri olduğunu. İnsana adını başkaları
    hatırlatır, balıklara da...

    O yüzden kayboldu derin sularında Atlantiğin. Ve koca
    bir balina onu da yuttu. Fakat mucize bu ya, balinanın
    midesinde İnce'yi buldu. Meğer onları yutan aynı
    balinaymış, İnce ölmemişmiş, tam tersi midenin
    sıcaklığında dirilmişmiş. Ama oradan çıkarsa ölecek.
    İri de oradan giderse, nereye gittiğini ve adını
    unutucak. O yüzden, artık ikisi de buradalar. Ne fark
    eder. İnsana sevdiğinin yanı cenettir. Sevmeden
    hiçbir şeyin tadı olmadığını, bu hikayeyi bilen bütün
    balıklar bilir.

    Ya insalar?



    Made in Çalı
    __________________


    15/1/2008

    Verİn Benİm Devemİ


    Kanlıca blogcuya hoşgeldiniz.

     

    Verİn Benİm Devemİ


    Yaşlı adam üç oğlunu çağırdı.
    -Bakın evlatlarım ben ölüyorum ve sadece develerim var dedi.



    Develerin yarısını büyük oğlum Ali'ye, Üçte birini ortanca oğlum Mehmet'e, Dokuzda birini de küçük oğlum kadir'e bırakıyorum demiş. Bire süre sonrada ölmüş.

    Oğulları bakmışlar 17 deve var ne ikiye bölünür ne üçe ne dokuza takılıp kalmışlar. Sonunda komşu köydeki bilgeye gitmişler anlatmışlar olayı.
    Yaşlı bilge
    -Benim bir devem var, alın onuda ekleyin paylaşın demiş.
    Gençler şaşırmışlar . Sadece bir devesi var ve onu da bize verdi.
    Neyse onuda eklemişler on sekiz develeri olmuş. Yarısını yani dokuz deveyi büyük kardeş, üçte birini yani altı deveyi ortanca kardeş, dokuzda birini yani 2 deveyi de küçük kardeş almış , geriye kalmış bir deve şaşırmışlar nasıl oldu bu diye.
    Bilgeye gitmişler demişler;
    -- Paylaştık bir deve arttı bu nasıl oldu ?
    Yaşlı bilge
    -İşiniz hallolduysa demiş verin benim devemi size hayırlı olsun.


     
    Made in Çalı
     
    GEL YORUM YAPMADIN
     
    Daha fazla .....

    Son Yazılarım
    • <%RecentEntryTitle%>
    Destekleyenler

    Bağlantılarım