Google

Sitetistik

Zirve100 En iyi
Menü
  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • Kategorilerim
    Yazılarım
    İstatistikler
    Görsel

    20/11/2009

    Bir Trakyalının Aşk Mektubu


    Bir Trakyalının Mektubu

    Nufut Gözlü Sevgilim Asibe,

    Te büle akşam oldu mu epten akılcımı alır,
    gözümü göğnümü bir oş edersin beyav...

    Abe Allah belacımı versin seni çok severim.
    Yatmaz mıyım yatacıma abe bi direm
    uyku girmez güzlerime...
    Dünerim u tarafa dünerim bu tarafa ep gene
    silinmez ayalin beya.
    Ekmekten sudan kesildim artıkın.
    Tarlada elim çapa tutamaz,
    kaavede desen ne bi laf ederim ne de kiyaat oynarım.
    Üldürdün beni beyaa... Düşün bobam düşün...
    Amet Aganın sıpası gibi önüme baka baka solurum.

    Akşamları sizin maallede sülerim
    "Yarim sende vifa yokmu" şarkısını.
    Duyarsın elbet. Ölmüş nenem bile dinner.
    "Anlarım kızanım seni anlarım ama unda u boba
    varkene vermez sana asibeyi"
    der ep...
    İşte u zaman çeltik tarlasına döner gözlerim.
    Epten gene vıcık vıcık olur aalamaktan...



    Şu boban olcak kapçık aazlıyı yola getiremez misin beyaa...
    Aşıklık çekeriz bilirsin işte. Eriye eriye göndöndü
    sapına döndük anacını satımının.
    Agana da süle düümesin artıkın beni.
    Sankim u iç aşık ulmamış.
    Düver Alla düver, sırtım gırnatacı Asan gibi
    kapkara oldu beyaa...
    Takarım sana cumuriyet altını, alırım uzun tüülü mantu,
    cazlı düün bilem yaparım taa ne olsun beyaa...
    Süle anana akşama çıtlatsın bunları bobana.
    Yosa atar em vallahi em billahi damarları beynimin.

    Buzmayasın adamın aklını.
    Yarın gece Alil'le İsiin'i alırım yanıma,
    atarım seni Ismayıl'ın arabaya undan sonra bulsunlar
    bakalım bulabilceklermi..
    Te ben adama bukuda sülerim başkada bişey sülemem...
    Seni er şeyden çok seven sevgilin;

    Yolsuzların Kara Mümin

    18/11/2009

    Erkekler Kedi Gibidir.


    Erkekler Gibidir.



    "Erkekler gibidir,"
    bu sözü ilk anneannemden duymuştum.

    Neden söylemişti o zamanlar hatırlamıyorum şimdi.
    Sanırım ileriye dönük mesajlar vermeye çalışıyordu
    ama evde hiç kedi beslemediğimiz için
    ne demek istediğini pek anlamamıştım doğrusu.

    Sonra zaman içinde
    evde beslemeye başlayıp
    bu özgürlük düşkünü hayvanları
    tanıdıkça daha iyi anlamaya başladım.

    Bir de derler ki,
    "insan hangi hayvanı seviyorsa,
    huyu suyu da ona benzeştiği içinmiş."

    Bu sözü kendime uyguladığımda
    ne kadar doğru olduğunu anladım.
    Ben bir kedi sever olarak,
    karakterimde onlara benziyor.
    Ama bir yandan da
    unutmamak gerekiyor
    tüm kedi davranışları insanlar gibi
    farklılık gösterebiliyor.
    Benim bahsettiğim genel kedi karakteri.

    Şimdi bu genel saptamalar içinde,
    erkekler neden kedi gibidir acaba?
    Bir inceleyelim.
    Gerçi beylerimiz daha ziyade aslan ,
    kartal, şahin gibi olmayı daha çok benimserler
    ama kendilerine davranılmasını istedikleri
    veya başka bir anlatımla hoşlandıkları
    davranış tarzı şekli buymuş.



    Bunu daha iyi anlamak için
    örnekler verelim;


    - rkekleri mutlu etmek için
    devamlı okşamak gerekir,



    -yun oynamayı ve oynaşmayı
    çok severler



    - enelde seçicidirler,
    beğenmedikleri yemeği yemezler,



    -ıkıştırılmaya gelmezler,
    hemen sinirlenirler



    -apmak istemedikleri birşeyi zorla yaptıramazsın!


    -zgürlüğünü çok fazla kısıtlayamazsın,

    -lışkanlıkları ilk eve geldiğinde edinmeleri gerekir,
    sonradan değiştirmek zordur,



    -klına koyduğu bir şeyi yapmasını istemiyorsan...
    dikkatini başka yöne kaydıracak
    birşeyler bulmak lazım v.s


    ütün bunları yapabilen bir kadın
    sevgi dolu hayatından memnun
    ve de tam bir ev erkeği eşe kavuşabilir.
    Tabii bu görüşlerim genel,
    uygulamak ve denemek sizlere kalmış.

    Ev erkegi isteyenlere duyurulur))))


    Kuleden Öldüren atlayış VİDEO



    18/11/2009

    Domuz Gribiyle Röportaj


    Domuz Gribiyle Röpertaj


    Bir Röpertaj

    Geçenlerde bir hastamdan bana geçmeye çalışan bir
    'domuz gribi virüsü' yakaladım.
    Daha önce hiç görmediğim için çok heyecanlanmıştım.

    Kendisine gazetede bir köşem olduğunu,
    röportaj yapabileceğimizi söyledim
    ama kabul etmedi.
    'Seni Ayşe Arman'a veririm,
    seks hayatını anlatmak
    zorunda kalırsın'
    tehdidinden
    sonra bülbül gibi şakımaya başladı.
    İşte domuz gribi virüsü ile yaptığım röportaj:

    Neden size domuz gribi diyorlar?


    10'uncu kuşaktan büyük dedem ailesiyle
    bir domuzda yaşıyormuş.
    Meksika'da ilkel bir çiftlikte sıkış tıkış yaşarken
    büyük dedem;
    'Yetti artık' deyip çiftlik sahibinin oğluna a.....vermiş.
    İnsanlar bizi o günden sonra tanıdı.
    Sonra da biliyorsunuz ismimizi değiştirdiler.

    Bu ismi beğendiniz mi?

    Kesinlikle hayır.
    Bilim adamları H1N1 diyor ama halkımız benimsemedi.
    Biz domuz gribi ismini istiyoruz.
    Halkın benimsemediği bir ismi yaşatamazsınız.
    Gerekirse Cumhurbaşkanı'na çıkacağız.

    3 SAATTE 2 MİLYON ÇOCUK YAPTIM

    Kaç yaşındasınız?

    Sizin zaman ölçünüzle 3 saat yaşındayım.
    Biz grip virüsleri çok hızlı üreriz.
    Ben 10 milyonluk bir ailenin en küçüğüyüm.
    Şu saate kadar 2 milyon çocuğum oldu.
    Birkaç saat içinde öleceğim ama ölmeden önce
    milyonlarca çocuk yapacağım.
    En büyük amacım kendi neslimin devamını sağlamak.

    Aileniz kalabalık mı?

    O kadar geniştir ki saymakla bitmez.
    Siz insanların üzerinde yaşayanlarımızın dışında
    başta kuşlar olmak üzere kedilerde,
    maymunlarda kuşlarda yaşayan
    binlerce çeşit akrabamız var.
    Atalarım milyonlarca yıldır dünyada
    hüküm sürüyorlar.
    Bu yüzden son günlerde çıkardığınız
    yaygarayı bir türlü anlamıyorum?
    Sanki yeni ortaya çıkmışız gibi konuşuyorsunuz.

    AŞIDA MİLYARCA DOLAR DÖNÜYOR

    Bunun sebebi ne sizce?

    Benden duymuş olmayın ama pis kokular alıyorum.
    Sizden birileri maddi menfaatleri için bizim
    gücümüzü abartıyor gibime geliyor.
    Hani şu 'aşı' meselesi, bu işte
    milyarlarca dolar dönüyor diyorlar.

    Sizi yeryüzünden silmek istiyorlar,
    başarabilirler mi?


    Sadece gülüyorum!
    Siz insanlar dünyada yokken bile biz vardık.
    Şimdi birkaç uyduruk ilaçla neslimizi ortadan
    kaldırabileceğinizi düşünüyorsunuz.
    İlaçlarınızın bizi tanımasını engelleyecek
    olağanüstü bir kamuflaj yeteneğimiz
    olduğunu unutuyorsunuz.
    Tamiflu'ya karşı hemen direnç geliştirdik.
    Hem birkaçımızı öldürseniz bile sağ kalanlarımız
    büyük bir hızla çoğalır.
    Bilim adamları (tabii bizimkiler)
    insan nesli ortadan kalksa bile
    bizimkinin devam edeceğini söylüyor.

    Daha çok kimleri hasta etmeyi seviyorsunuz?

    Bizim sizi hasta etme gibi bir amacımız yok,
    biz kendimize güvenle çoğalacak
    yaşam alanları arama derdindeyiz.
    Bu nedenle yaşam şansımız yüksek olan
    bağışıklığı düşük, iyi beslenmeyen,
    spor yapmayan, güneşlenmeyen,
    stres altındaki insanları seçeriz.

    Bizden istediğiniz bir açılım var mı?

    Size düşman değiliz.
    Aksine insanları severiz çünkü size muhtacız.
    Bize iyi bir yaşam ortamı sağlıyor,
    sıcak bir yuva, beslenmemiz için gıda veriyorsunuz.
    Haklarımızı verin yeter.

    EVHAMLI ANNELER İŞİMİZE YARIYOR

    Nasıl yani?

    Laf aramızda sizin vücudunuzda
    hoşumuza gitmeyen birkaç şey var.
    Bir kere yüksek ateşi hiç sevmeyiz,
    ateşiniz çıkınca bizim hareket ve
    çoğalma kabiliyetimiz azalıyor,
    sizin savunma hücreleriniz ise sıcak havada
    daha iyi savaşıyorlar.
    Sağolsunlar evhamlı anneler çocuklarına
    ateş düşürücü vererek bize çok yardımcı oluyorlar.
    İkinci hoşumuza gitmeyen şey;
    vücudunuzda yaşayan diğer bakteriler.
    Onlar bizim yerleşmemize, yiyeceklerini
    paylaşmamıza izin vermiyorlar.
    Neyse ki sizler gereksiz yere antibiyotik
    alarak bizim düşmanımız olan bakterileri
    öldürüyorsunuz, böylece meydan bize kalıyor,
    istediğimiz kadar çoğalıyoruz.
    Biz binbir suratız yakalayamazsı nız!

    Sizi aşı ile yok etme planları var.

    Aşı mı?
    Biz o kadar büyük bir aileyiz ki
    bize karşı etkili bir aşı bulmanız imkansız.
    Binbir surat gibi devamlı şekil değiştiririz.
    Hangi birimizi yakalayacaksı nız?

    Bir vücuttan diğerine nasıl gidiyorsunuz?

    Sizleri hapşırtıp öksürterek.

    SİZ HAPŞIRDIKÇA BİZ YAYILIYORUZ

    Nasıl yani?

    Sizin hastalık belirtileri dediğiniz şeyler
    aslında bizim yayılma stratejilerimiz.
    Sabahtan beri öksürüyorsun,
    farkında değil misin? Biraz önce hapşırdın.
    Burnun da akıyor...

    Yani?

    Seni hapşırtan ve öksürten benim.
    Amacım havaya yayılan partiküller
    ve burnundaki salgıyla etrafa yayılmak.
    Yeni kurbanlarımızı böyle buluyoruz.
    Hapşırmazsan, burnun akmazsa,
    mendil kullanırsan, elini yıkarsan başka
    vücutlara geçmem zorlaşır.
    HATA YAPMAYIN 6-7 GÜNDE GİDELİM

    Bizi öldürmeye niyetlisiniz demek?

    Biraz önce söylemiştim.
    Sizi öldürürsek kendi geleceğimizle oynamış oluruz.
    Evet, size biraz rahatsızlık veririz
    ama bir yanlış yapmazsanız 6-7 gün
    en fazla 10 gün içinde çekip gideriz.[/color]


    DR.MURAT KİLİKOGLU
    (AKŞAM)



    Röportajı cansıkıcı mı buldunuz?
    Buyurun size Ajdardan müthiş yorum ve
    dans bide Müslim i var yanında..

    Kopma garantili



    17/11/2009

    Su Aygırları Timsahı Parçaladı




    Su Aygırları Timsahı Parçaladı

    Bir su aygırı sürüsü içindeki yavruyu gözüne kestiren timsah,
    kestirme olarak diğer su aygırlarının
    üzerinden yürüyerek
    avına yaklaşmaya başladı. Ancak kızgın su aygırları,
    timsaha bu şansı tanımadı.


    İşte o anlar
    - Oh oh,ne güzel haber,
    suyundanda koyun,
    tuzuna da bakın tuzuna...












    -- Aygır yahnisi
    yattı abla,
    sen en iyisi
    helva yap



    Konya da Hoca meeee leyince....



    http://www.haber7.com/haber/20091117/Su-aygirlari-timsahi-parcaladi-GALERI.php

    17/11/2009

    Ayşe Neneden Mektup Var.


    Ayşe Nenen...


    Benim. Ayşe nenen. Bildin mi? Bildin dabii.
    Elimde böyüdün a gızım.
    Yoğsa şehere oğlumun yanına gitdim diye
    beni untuveedin mi?

    Böğün tam 10 gün oldu köyden ayrı düşeli.
    Çok özledim orları.
    Doktura çıkarttı beni oğlan.
    Gözümdeki katarağı aldılar Allah razı olsun.
    Perde falan galmadı.

    Çayıra baktım mıydı, goyunların hepisini görecem.

    Azcık sıkıldım burlarda. Halden annayan da olmadığına,
    köye mektup yazdırayım dedim göççük toruna.
    Canım pek daraldı buralarda.
    Goca bi köyü bi binaya doldurmuşlar.
    Herkesleri kümes gadar evlere tıkmışlar.

    Bir tek hamamı güzel benim oğlanın evinin.
    Hamamdaki çeşmenin kurnası görsen Eminem, gocaman.
    Bizim gölbaşı gibi böyük deel,

    biriki debelencek gadar emme
    çimiyom içinde zaman zaman.

    Haftaya köyden burlara gelcekler varımış.
    Çıtırların Hilmi'den bağ makasını yolla bana.
    Bizim gelinin tırnaklarını kırkacam.

    Bostan çapası gibi olmuşlar,
    sorduydum, "kesemiyoz" dedi,
    utancından boya sürüyo gariban.
    Okusun, ilim bellesin diyin şehere gönderdiydik
    emme edepsizliği bellemiş benim oğlan.

    Eve, gelinin gözü önünde cıbıl gadınlar getiriyo her akşam.
    Gadınlar bir oynayyolar, bir güleyyolar sabaha gadar
    heç utanmadan.
    Şükür ki heç çıkmayolar o güçük gara kutudan.
    Gelin de accık beceriksiz ya..
    Ne etcen gari.. Ocakta tencere tıngırdatmaya üşeniyo,
    alıyo bizi hambörger miymiş, ham börülcemiymiş ney,
    onu yimeğe götürüyo.
    "Ben ham yimek yimem a gızım.." dedim dinnemedi.
    Arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez.
    Anaaa,gurudum, Cıkcıklar'ın bağındaki gorkuluk
    kadar galdım açlıktan.

    Hele bi dur. O yimeklerin yanına gara bi su veriyollar da
    Eminem, içtiydim, dedim
    "Allah, yandım anam." Yanndı genizlerim,
    köpükler çıktı ağzımdanburnumdan.
    "Şeherin gara suyu gudurttu beni herhal"
    dedim aklımdan.
    Anaam, bi iyi geldi bana o sonnadan.
    Hergün alıyo torun bana o gara şişeden bakkaldan.
    Gerçi masraf çıkarmayam oğlanadiyom emme
    "Alacağım bir iğne,çeliğin okkasından bana ne"
    diyom sonradan.
    Zaten hepiciği müsrüf. Akşama gadar kavuruyolar,
    sabaha gadar savuruyolar.

    Böyük torun helhal evlendi, başka evde yaşıyo dediler.
    Gayrı ocağından ayrı yaşamak isteyo dediler.
    Çağırın göresim var dediydim. Aaşam gelecekti, bekledim
    uyuya galmışım. Gece ayakyoluna galktıydım.
    Anaa, baktım salonda biri yatıyo. Usulca yanaştım,
    gafasına yorganı çekmiş, parlak küpesi upuzun saçları gözüküyo.
    "Hah" dedim. "Torun sürpüz yaptı.
    Yeni gelini de getirivermiş,
    saçları da küpeleri de pek ışıl ışıl"

    derken, yataktan dönüverdii...
    "ELLEH.. Gelinin gara gara sakalları,
    pos pos bıyıkları var!!."


    Elim ayağım boşanıverdi. Başladım bağırmaya
    "Ecinni fış fış! Ben sana dokunmam kış kış!!.
    Destur Bismillah.. Yaa Alllaaahhhh!!.."

    derkene bayılmışım.
    Ayılayazdım, gözümü açdıydım, ecinni bana
    "Babanne" diye yapışıverdi, gene bayılmışım.

    Sonnadan annadım ki, o yeni gelin deel benim büyük
    torun Hidayet'miş.
    "Sana dedenin adını verdik.
    Hidayete ereceğine zıvanadan çıkmışın"
    diyip
    bastonu dehledim gafasına.

    Ben eyiyim Emine gızım. Merakta galma.
    Sade, bazı diyom keşke gözlerim perdeli galaydı.
    Belki o perdeden görmüyodum bunnarı.


    Ben yazarım yine sana. Hele kal sağlıcakla.




    Afrikadan onlarca vahşi yaşam belgeseli...



    Son Yazılarım
    • <%RecentEntryTitle%>
    Destekleyenler

    Bağlantılarım