Google

Sitetistik

Zirve100 En iyi
Menü
  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • Kategorilerim
    Yazılarım
    İstatistikler
    Görsel

    2/11/2009

    Üşütme ve Gribe Karşı


    Üşütme ve Gribe Karşı
    Ayak Masajı



    Dr. Franz Wagner, el ve ayak masajı ile pek çok
    hastalığın doktora gitmeden ve ilaç kullanmadan tedavi edileceğine dikkat
    çekerek, refleks bölgelerinden gelen doğal şifayı kullanmayı öneriyor.
    Öyle ki gribe özel bir mesaj bile var:
    Dr. Franz Wagner, Linz Üniversitesi sosyoloji bölümünde profesör. Sağlık,
    TIP, eğitim ve iletişim uzmanı olarak tanınıyor, Linz., Salzburg ve Columbia P.
    üniversitelerinde araştırmalar yaptıktan sonra doğal tıp alanında çalışmış ve
    uzun yıllar mesleki terapi akademelerinde ergoterapi ve fizik tedavisi
    dersleri vermiş.

    "Doğal Tıp, kolaylıkla öğrenilebilecek, bizi sağlık ve huzurumuza
    kavuşturabilecek pratik metotlar sunmaktadır. Dayandığı tedavi yöntemi
    ise dış etkenlerden beslenen doğal yaşam enerjisinin, bir çok hastalık ve
    rahatsızlığı, vücudun kendi gücüyle dengeleyebilmesidir" diyen Dr. Wagner,
    refleks bölgelerine yönelik masajların vücudumuzun içerdiği şifa güçlerini
    harekete geçirdiğini belirtiyor.

    Hemen her sağlık soruna şifa olacak bir masaj tekniği bulunduğun belirten
    Dr. Wagner, 20 yılı aşkın süredir insanlara bu teknikleri öğrettiğini belirtiyor.
    Dr. Wagner'in El ve Ayak Masajı adlı çalışmasının türkçesi Kaknüs Yayınlarının
    aile kitaplığı serisinde, renkli ve kuşa kağıda büyük boş basılmış olarak
    yayınlandı. Kitapla birlikte okura dev bir, El ve Ayaktaki Refloksoloji Bölgeleri
    posteri hediye ediliyor.

    Dr. Franz Wagner'ın kitabını okurken, masajla şifa sağlanabilen hastalıklar
    arasında üşütme ve gribi de koyduğunu gördük.

    Ve Domuz Gribinin dünya gibi Türkiye'yi de kısıp kavurduğu şu günlerde,
    yayınevinden izin alarak Haber 7 farkı ile o masajı sizlere ulaştıralım istedik.

    Bu sayede hem sizlere kitabın içeriğini test etme imkanı sağlamış olduk
    hem de domuz gribine karyşı verilen mücadelede bir parça tuzumuz olsun
    istedik. Diğer konularla ilgili masajlar hakkında ayrıntılı bilgi için kitabın
    içindikeleri de yayınlamayı ihmal etmedik. Daha yakından bakayım
    diyenler için de en yakın imkan yakında kapılarını açacak
    olan kitap fuarı.

    Üşütme ve grip için masaj

    Üşütme veya hafif gribal enfeksiyonların tetikleyicisi, genelde kısa bir
    süreliğine dengelenemeyen, yetersiz enerjilerdir. Çünkü bu tür
    rahatsızlıklarda vücudumuzun ve bağışıklık sisteminin enerji rezervleri
    azalmış olur. Üşütmeden şüphelendiğinizde bağışıklık sistemini uyarmak için,
    eksiksiz bir refleks bölgeleri masajı uygulayın; böylece “klasik” gripten
    kurtulmuş olursunuz. Yüksek ateşte ise masaj yapmaktan kaçının (s. 31)!

    Şu şekilde hareket edin:


    > Ayaklarla temasa geçin. Yani ayaklarınızı dokunarak sıcaklıklarını hissedin,
    dokuların gerginliğine ve kemik dokusuna bakın. Sonra ayağı hafifçe eklemine
    doğru çevirin ve dokulara ihtiyatlı şekilde masaj yapın. Bunun belli bir planı
    yok ve sadece içgüdüsel olarak yapılıyor.(Kitabın 46. sayfasında şekillerle
    ayrıntılı olarak anlatılıyor bu konu).

    > Yumuşak ve etkin bir biçimde omurilik bölgelerine masaj yapın.
    Omurliğin refleks bölgeleri her iki ayağın iç yüzündedir.
    Çizgisi omurga yekline benzemektedir. Omurganın boyun kısmının refleks
    bölgesi ayak başbparmağının ilk ekleminden, diğer parkaların kök
    eklemlerine kadar uzanır. Omurganın göğüs kısmının bölgesi orta ayak
    kemiğinden çıkıntı hissedilen kayık kemiğine kadar uzanır. Devamı bel
    omurlarının bölgesini oluşturur. Bunun arkasında birazcık yukarıda, kuyruk
    sokumu ve kuyruk sokumu kemiği bölgesi yer almaktadır.(Omurlik bölgeleri
    ve hassasiletleri konusu da kitabın 51. sayfasında ayrıntılı
    bilgilerle yer alıyor).

    > Baş bölgelerini, Başın refleks bölgeleri pen iki ayak parmakları ve bunların
    kök eklemlerinde yer alır. İlginç bir şekilde her bir ayak parmağında bulunan
    bölgeler, küçülmüş olarak ayak başparmaklarında da yer alır (bakınız kitapta
    sayfa 53) ve solunum yollarını ovun (bronş ve akciğer bölgesi) Nefes
    borusunun refleks bölgesi, birinci ve ikinci orta ayak kemiğinin aralığında yer
    alır. Diğer üç aralıkta ise broşların refleks bölgeleri yer alır. (Ayrıntılı izah için
    kitabın 59. sayfasına bakabilirsiniz)

    > Üst lenf kanallarının refleks bölgelerine daha uzun süre, yumuşak bir masaj
    uygulayın. Üst lenf kanallarının refleks bölgeleri her iki parmakta da parmak
    aralarındaki çizgilerde yer almaktadır. (Ayrıntılı izah için bakınız sayfa 57).


    > Ardından solar pleksus bölgesine hitap eden rahatlama tekniğini uygulayın.
    Başparmaklarımızın ucunu yatay olarak hafifçe ayak altınızdaki çukura
    bastırınız. Diğer parmaklarınızda ayağınızın sırt kısmını tutun. Her iki ayağı da
    aynı anda kavrayın. Ellerinizi çaprazlama tutun. (Ayrıntılı bilgi kitabın 63.
    sayfasında yer alıyor)

    > Son olarak ayaklara genel bir masaj yapın; iç taraftan yukarı,
    dış taraftan aşağıya doğru çalışın

    2/11/2009

    Üşütme ve Gribe Karşı


    Üşütme ve Gribe Karşı
    Ayak Masajı



    Dr. Franz Wagner, el ve ayak masajı ile pek çok
    hastalığın doktora gitmeden ve ilaç kullanmadan tedavi edileceğine dikkat
    çekerek, refleks bölgelerinden gelen doğal şifayı kullanmayı öneriyor.
    Öyle ki gribe özel bir mesaj bile var:
    Dr. Franz Wagner, Linz Üniversitesi sosyoloji bölümünde profesör. Sağlık,
    TIP, eğitim ve iletişim uzmanı olarak tanınıyor, Linz., Salzburg ve Columbia P.
    üniversitelerinde araştırmalar yaptıktan sonra doğal tıp alanında çalışmış ve
    uzun yıllar mesleki terapi akademelerinde ergoterapi ve fizik tedavisi
    dersleri vermiş.

    "Doğal Tıp, kolaylıkla öğrenilebilecek, bizi sağlık ve huzurumuza
    kavuşturabilecek pratik metotlar sunmaktadır. Dayandığı tedavi yöntemi
    ise dış etkenlerden beslenen doğal yaşam enerjisinin, bir çok hastalık ve
    rahatsızlığı, vücudun kendi gücüyle dengeleyebilmesidir" diyen Dr. Wagner,
    refleks bölgelerine yönelik masajların vücudumuzun içerdiği şifa güçlerini
    harekete geçirdiğini belirtiyor.

    Hemen her sağlık soruna şifa olacak bir masaj tekniği bulunduğun belirten
    Dr. Wagner, 20 yılı aşkın süredir insanlara bu teknikleri öğrettiğini belirtiyor.
    Dr. Wagner'in El ve Ayak Masajı adlı çalışmasının türkçesi Kaknüs Yayınlarının
    aile kitaplığı serisinde, renkli ve kuşa kağıda büyük boş basılmış olarak
    yayınlandı. Kitapla birlikte okura dev bir, El ve Ayaktaki Refloksoloji Bölgeleri
    posteri hediye ediliyor.

    Dr. Franz Wagner'ın kitabını okurken, masajla şifa sağlanabilen hastalıklar
    arasında üşütme ve gribi de koyduğunu gördük.

    Ve Domuz Gribinin dünya gibi Türkiye'yi de kısıp kavurduğu şu günlerde,
    yayınevinden izin alarak Haber 7 farkı ile o masajı sizlere ulaştıralım istedik.

    Bu sayede hem sizlere kitabın içeriğini test etme imkanı sağlamış olduk
    hem de domuz gribine karyşı verilen mücadelede bir parça tuzumuz olsun
    istedik. Diğer konularla ilgili masajlar hakkında ayrıntılı bilgi için kitabın
    içindikeleri de yayınlamayı ihmal etmedik. Daha yakından bakayım
    diyenler için de en yakın imkan yakında kapılarını açacak
    olan kitap fuarı.

    Üşütme ve grip için masaj

    Üşütme veya hafif gribal enfeksiyonların tetikleyicisi, genelde kısa bir
    süreliğine dengelenemeyen, yetersiz enerjilerdir. Çünkü bu tür
    rahatsızlıklarda vücudumuzun ve bağışıklık sisteminin enerji rezervleri
    azalmış olur. Üşütmeden şüphelendiğinizde bağışıklık sistemini uyarmak için,
    eksiksiz bir refleks bölgeleri masajı uygulayın; böylece “klasik” gripten
    kurtulmuş olursunuz. Yüksek ateşte ise masaj yapmaktan kaçının (s. 31)!

    Şu şekilde hareket edin:


    > Ayaklarla temasa geçin. Yani ayaklarınızı dokunarak sıcaklıklarını hissedin,
    dokuların gerginliğine ve kemik dokusuna bakın. Sonra ayağı hafifçe eklemine
    doğru çevirin ve dokulara ihtiyatlı şekilde masaj yapın. Bunun belli bir planı
    yok ve sadece içgüdüsel olarak yapılıyor.(Kitabın 46. sayfasında şekillerle
    ayrıntılı olarak anlatılıyor bu konu).

    > Yumuşak ve etkin bir biçimde omurilik bölgelerine masaj yapın.
    Omurliğin refleks bölgeleri her iki ayağın iç yüzündedir.
    Çizgisi omurga yekline benzemektedir. Omurganın boyun kısmının refleks
    bölgesi ayak başbparmağının ilk ekleminden, diğer parkaların kök
    eklemlerine kadar uzanır. Omurganın göğüs kısmının bölgesi orta ayak
    kemiğinden çıkıntı hissedilen kayık kemiğine kadar uzanır. Devamı bel
    omurlarının bölgesini oluşturur. Bunun arkasında birazcık yukarıda, kuyruk
    sokumu ve kuyruk sokumu kemiği bölgesi yer almaktadır.(Omurlik bölgeleri
    ve hassasiletleri konusu da kitabın 51. sayfasında ayrıntılı
    bilgilerle yer alıyor).

    > Baş bölgelerini, Başın refleks bölgeleri pen iki ayak parmakları ve bunların
    kök eklemlerinde yer alır. İlginç bir şekilde her bir ayak parmağında bulunan
    bölgeler, küçülmüş olarak ayak başparmaklarında da yer alır (bakınız kitapta
    sayfa 53) ve solunum yollarını ovun (bronş ve akciğer bölgesi) Nefes
    borusunun refleks bölgesi, birinci ve ikinci orta ayak kemiğinin aralığında yer
    alır. Diğer üç aralıkta ise broşların refleks bölgeleri yer alır. (Ayrıntılı izah için
    kitabın 59. sayfasına bakabilirsiniz)

    > Üst lenf kanallarının refleks bölgelerine daha uzun süre, yumuşak bir masaj
    uygulayın. Üst lenf kanallarının refleks bölgeleri her iki parmakta da parmak
    aralarındaki çizgilerde yer almaktadır. (Ayrıntılı izah için bakınız sayfa 57).


    > Ardından solar pleksus bölgesine hitap eden rahatlama tekniğini uygulayın.
    Başparmaklarımızın ucunu yatay olarak hafifçe ayak altınızdaki çukura
    bastırınız. Diğer parmaklarınızda ayağınızın sırt kısmını tutun. Her iki ayağı da
    aynı anda kavrayın. Ellerinizi çaprazlama tutun. (Ayrıntılı bilgi kitabın 63.
    sayfasında yer alıyor)

    > Son olarak ayaklara genel bir masaj yapın; iç taraftan yukarı,
    dış taraftan aşağıya doğru çalışın

    21/6/2009

    Bal ve Tarçın


    Bal ve Tarçın



    Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği
    saptandı. Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde
    balı çok etkili bir ilaç olarak kabul ediyor.

    Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Bal,
    asırlarca hayati ilaç olarak kullanıldı.

    Bal hertürlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep
    olmaksızın kullanılabilmektedir.

    Bugünün tıp ilmi,balın tatlı olmasına karşın doğru dozlarda
    alındığında şeker hastaları için tehlikeli olmadığını kabul etmektedir.

    Kanada da yayımlanan ünlü Weekly World News dergisinin
    17 OCAK 1995 tarihli sayısında batılı araştırmacılar tarafından
    bal ve tarçınla tedavi edilen hastalıkların listesini yayınlamıştır.






    ARTRİT

    Bir kısım Balı 2 kısım ılık su içerisine koyup üzerine bir çay
    kaşığı toz Tarçın ilave ederek bir krem elde edilir.
    Bununla vücudun ağrıyan yerlerine masaj yapılır.
    1-2 dakika içerisinde ağrının azaldığını göreceksiniz.

    Artritli hastalar,bir bardak sıcak su içerisinde 2 kaşık
    Bal ve bir çay kaşığı toz Tarçını eritip sabah ,akşam alabilirler.
    Eğer düzenli olarak alırlarsa Kronik Artriti olan hastalar
    bile tedavi olabilirler.


    Kopenhag Üniversitesinde yapılan bir araştırmada
    ;kahvaltıdan önce Bir yemek kaşığı Bal ve ½ çay kaşığı toz
    Tarçını alan 200 hastadan 73 ü bir hafta içerisinde şifa
    bulmuşlar, geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemiyen
    hastalar da bir ay içerisinde şifa bulmuşlardır.


    BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

    Hergün kullanılan Bal ve Tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir
    ve vücudu bakteri ve virus saldırılarına karşı korur.

    Araştırmacılara göre Bal,birçok Vitamin ve büyük miktarda
    demir içermektedir.

    Balın düzenli kullanılması, Akyuvarlar içerisindeki, bakteriler
    ve viruslarla savaşan,korpuskülleri de kuvvetlendirir.

    DİŞ AĞRISI

    Bir kaşık toz Tarçın ve 5 tatlı kaşığı Bal karışımı ağrıyan
    dişe tatbil edilir.

    Ağrı kesilene kadar günde üç defa tatbik edilir.

    HAZIMSIZLIK ve GRİP

    Toz Tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce
    alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler

    İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir
    maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları
    gripten koruduğu saptanmıştır.


    İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI

    İki kaşık toz Tarçın,bir tatlı kaşığı Bal, ılık su
    içerisinde eritilip içilir.

    İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.

    KANSER

    Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada ,mide
    ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur.

    Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal
    ve bir kaşık Tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.


    KALP HASTALIKLARI

    Bal ve Tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda
    reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür.

    Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları
    kalp krizinden korur.

    Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler,
    ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.

    Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum
    güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir
    .

    KISIRLIK

    Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı, yıllardır, erkeklerin
    spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.


    Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce
    2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.


    Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamıyan ve
    uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır
    toz Tarçın kullanmaktadırlar


    Gebe kalamıyan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım
    tatlı kaşığı balı gün boyunca bir bir sakız üzerine koyup
    çığnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş
    emilerek etkili olmaktadır.


    Amerika Meryland'da evli bir çiftin 14 yıldır çocuğu olmamış
    ve ümitlerini de kaybetmişlerdir.Bu uygulamalar kendilerine
    anlatılmış ve yukarıda belirtilen kürün uygulamasına başlandıktan
    birkaç ay sonra ikiz çocuklarının olacağı tesbit edilmiştir.


    KOLESTEROL

    İki kaşık Bal, Üç tatlı kaşığı Toz Tarçın,450 gr.demlenmiş
    çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi
    2 saat içerisinde % 10 düşecektir.

    Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol
    hastaları i,çin uygulanabilir.

    Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile
    kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.

    MİDE AĞRILARI

    Bal ve Tarçın kürlerinin ,mide ağrıları için olduğu kadar mide
    ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.

    GAZ

    Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının
    midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.

    SAÇ DÖKÜLMESİ

    Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine
    bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilacesiyle elde edilen
    krem banyodan önce başa sürülür ve taklaşık 15 dakika
    bekledikten sonra yıkanır.

    5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.


    SİVİLCELER VE DERİ

    3 kısım bal, 1 kısım Tarçın ile bir krem yapılır.
    Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür.
    Sabahleyin ılık su ile yıkanır.

    Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri
    kökünden çıkarır.

    Egzama,mantar ve diğer deri infeksiyonlarında eşit miktardaki
    Bal ve Tarçın karışımı uygulanır.

    SOĞUK ALGINLIĞI

    Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz Tarçın günde
    üç defa yenir.

    Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve
    sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.


    YAŞLILIK

    Bal ve Tarçınla hazırlanan çay,düzenli alındığında yaşlılık
    harabiyetini önler.

    4 kaşık bal,1 kaşık toz Tarçın , 3 bardak su içerisinde
    kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak
    miktarında içilir. Deriyi diri,taze ve yumşak tutar,
    yıpranmasını durdurur.

    YORGUNLUK

    Araştırmayı yapan Dr.MİLTON, bir bardak su içerisinde
    ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve
    vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te
    alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir.


    ZAYIFLAMA

    Bir bardak su içerisine eşit miktarda Bal ve Tarçın konup
    kaynatılır.Hergün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına
    ve yatmadan önce içilir.

    Düzenli uygulanırsa kilo verilir.

    Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde ,yüksek kalorili
    diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.

    19/6/2009

    İnsan Vücudunda Bilmediklerimiz.



    İnsan Vücudunda Bilmediklerimiz.

    Resim yeniden boyutlandırılmıştır. Tam halini görmek için buraya tıklayın. Orijinal resim 550x786 ve 85 KB boyutlarındadır.



    İnsanlar kendi vücutlarını tepeden tırnağa bildiklerini söylerler.
    Fakat bu haberi okuduktan sonra vücudunuz hakkında
    o kadar da çok bilginiz olmadığını göreceksiniz.

    Howstuffworks adlı internet sitesinde yer alan habere göre,
    vücudunuz hakkında sizi şaşırtacak 16 olağanüstü gerçek:


    1. Dil izi:
    Eğer kimliğinizi saklamak isterseniz, dilinizi çıkarmayın.
    Parmak izine benzer şekilde, herkes tek ve
    benzersiz bir dil izine sahip.

    2. Döküntü:
    Evde tüy dökme derdinden şikayetçi olan
    sadece evcil hayvanınız değil. İnsanlar her saat yaklaşık
    600 bin deri partikülü döküyor. Bu her yıl yaklaşık
    680 gram tutuyor, bu nedenle ortalama bir insan
    70 yaşına kadar yaklaşık 48 kg deri dökmüş oluyor.

    3. Kemik sayısı:
    Yetişkinlerde bir bebekten
    daha az kemik bulunuyor. Doğduğumuzda 350 kemiğe
    sahip oluyoruz, ancak gelişim süreci boyunca kemikler
    eriyip birbiriyle kaynaşıyor ve yetişkin olduğumuzda
    sadece 206 kemiğimiz kalıyor.

    4. Yeni mide:
    Mide mukozasının dış tabakası ömrü
    çok kısa olduğu için 3-4 günde yenilendiğini biliyor muydunuz?
    Eğer yenilenmeseydi, midenizdeki yiyecekleri hazmetmek için
    kullanılan güçlü asitler, aynı zamanda midene de zarar verecektir.

    5. Koku hatırlama:
    Burnumuz köpekler kadar hassas değil,
    ancak 50 bin farklı kokuyu hatırlayabilir.

    6. Uzun bağırsaklar:
    İnce bağırsağın uzunluğu yetişkin
    bir insanın boyunun yaklaşık 4 katı uzunluğundadır.
    Eğer geriye doğru katlanmasaydı, 5-6 metrelik uzunluğu
    karın boşluğuna sığmazdı.

    7. Bakteri:
    Bu cilt için gereklidir. İnsan vücudunda cildin
    her santimetre karesinde yaklaşık 32 milyon bakteri yaşıyor.
    Bunların büyük bir çoğunluğu zararsız.

    8. Vücut kokusunun kaynağı:
    Koltuk altı gibi kokan ayakların
    kaynağı terdir. İnsanlar ayaklarından da terler. Bir çift ayak
    500 bin ter bezine sahiptir ve günde yarım
    litre ter oluşturabiliyor.

    9. Hapşırma hızı:
    Hapşırık havada saatte 161 km hızla
    gidebiliyor. Bu nedenle hapşırınca burnunuz ve
    ağzınızı kapatmalısınız.

    10. Kan aralığı:
    Eritrosit olarak bilinen kan hücreleri
    bikonkav (iki yanı çukur) diskler şeklindedir. Kan uzun bir
    yolda seyahat eder. İnsan vücudunda yaklaşık 96 bin
    560 km kan damarı bulunuyor. Çok çalışkan olan kalp
    her gün damarların içine 7 bin 571 litre kan pompalıyor.

    11. Tükürük miktarı:
    Tükürüğünüzün içinde yüzmek
    istemeyebilirsiniz, fakat biriktirseydiniz bunu yapabilirdiniz.
    Çünkü, bir ömür boyunca insan 25 bin litre tükürük
    üretiyor. Bu miktar 2 yüzme havuzunu doldurmaya yeter.

    12. Horlama sesi:
    60′lı yaşlarda, erkeklerin yüzde 60′ı ve
    kadınların yüzde 40′ı horluyor. Horlama ortalama 60 desibelken,
    horlama seviyesi bazı kişilerde 80 desibelin üzerine çıkabiliyor.
    80 desibel seviyesindeki ses havalı matkabın çıkardığı
    ses kadar yüksektir. 85 desibelin üzerindeki sesler insan
    kulağına zarar verdiği saptanmıştır.

    13. Saç rengi ve sayısı:
    Sarışınlar daha eğlenceli olabilir
    ya da olmayabilir, ancak sarışınlar kesinlikle daha fazla
    saça sahipler. Saç rengi saçımızın ne kadar sık olduğunu
    belirlememize yardımcı oluyor. Buna göre sarışınlar en üst
    sırada yer alıyor. Bir insanda ortalama 100 bin saç kılı bulunurken,
    sarışınlarda bu sayı ortalama 146 bin. Siyah saçlı insanlar
    yaklaşık 110 bin saç kılına sahip, kahverengi saçlı insanlarda
    ise 100 bin saç kılı bulunuyor. Kızıl saçlı insanların ise saç
    kılı daha az yaklaşık 86 bin kadar.

    14. Tırnak gelişimi:
    Eğer el tırnaklarınızı ayak tırnaklarınızdan
    daha sık kesiyorsanız, bu doğaldır. El tırnaklarımız daha çok
    kullanıldığı için daha hızlı uzuyorlar. Elimizin tırnakları 0,5 - 0,6 mm
    hızla uzar. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre
    uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun
    dörtte biri kadardır. En hızlı uzayan tırnak orta parmağın tırnağıdır.

    15. Baş ağırlığı:
    Bebekler doğduklarında başlarını tutamazlar.
    İnsan başı doğduğunda vücudumuzun toplam uzunluğunun
    dörtte biri kadardır. Fakat, yetişkin olduğumuzda bu oran
    toplam uzunluğumuzun 8′de birine ulaşır.

    16. Uyku ihtiyacı:
    Eğer iyi bir gece uykusu için öldüğünüzü
    söylerseniz, tam anlamıyla bunu kastediyorsunus.
    Haftalarca bir şey yemezseniz ölmezsiniz, fakat 11 günden
    sonra uykusuzluğa dayanamazsınız,
    sonsuza kadar uyup kalırsınız.

    Zaman




    Eski damar Türkü,Sanat Müz. ve Arabeks Damar Sarkılar ile Nostalji Rüzgari akşamları yayındayız.

     

    16/6/2009

    Kalp Ve Damar Hastalıkları


    Kalp Ve Damar Hastalıkları





    KALP VE DAMAR HASTALIKLARI

    ---------------------------------------------

    DAMAR SERTLİĞİ
    ENFARKTÜS

    HİPERTANSİYON

    KALP SPAZMI

    KANSIZLIK

    KOLESTEROL

    MİTRAL YETERSİZLİĞİ

    SÜREKLİ DÜŞÜK TANSİYON

    VARİS






    SEBEPLERİ

    Beslenme hatalarıKalbe zarar veren şeylerin devamlı ve fazla
    miktarlarda kullanılmasıdır.
    Başlıcaları şunlardır :

    Alkol : Kan damarlarının iç tabakasını eriterek, kanın damarlardan
    dokular arasına sızmasına yol açar.
    Alkoloidler : Başlıcaları çay, kahve, kakao ve sigaradır.
    Bunlar, kalp ve damarlar üzerinde çok fena etki yaparak,
    onları vakitsiz yıpratırlar. Sinir sistemini etkileyerek,
    kalbin ritmini bozarlar. Ayrıca, kandaki kolesterolün,
    damarların iç yüzeyine yapışmasına ve damarların daralmasına,
    dolayısıyla yüksek tansiyona ve damar sertliğine neden olurlar
    . Sigara, kanı zehirleyerek, kalbin daha fazla çalışmasına ve dolayısıyla yorulmasına yol açar.
    Et ve mamülleri : Özellikle yağlı etler, kolesterol ihtiva ettikleri
    için zararlıdır. Kandaki üre miktarını artırarak,
    kalbin yorulmasına neden olurlar.
    Beyaz ekmek ve şeker : Bunlar, kanın katılaşmasına
    ve dolaşımın yavaşlamasına neden olurlar.
    Dolayısıyla kalbin daha çok zorlanmasına yol açarlar.

    Hava kirliliği
    Teneffüs edilen hava ne kadar kirli ise, kalp o kadar
    daha fazla çalışır ve yorulur.

    Sağlıksız yaşam koşulları
    Yemek, uyku ve dinlenme saatlerinin düzensiz oluşu,
    bedenen ve ruhen yıpratıcı yaşam koşulları kalbin
    yorulmasına ve vakitsiz yıpranmasına neden olur.

    Şişmanlık
    Kalbi yoran en önemli faktörlerden biridir. Şişmanlar,
    genellikle kısa ömürlü olurlar.

    Cinsel yaşam
    Cinsel yaşamın düzensizliği, vakitsiz gelen iktidarsızlık
    kişiyi ruhsal bunalıma iterek, sinirlerinin yıpranmasına yol açar.
    Bu da kalbi yorar ve yıpratır.

    HİPERTANSİYON
    Sürekli yüksek tansiyondur. Yorgunluk, uykusuzluk,
    aşırı yeme, hızlı hareket gibi nedenlerle tansiyon yükselebilir.
    Ancak, sürekli değildir. Hipertansiyon ise kalbi idare eden
    sinir sisteminin aşırı hassaslaşmasından, ileri yaşlarda görülen
    damar sertliğinden, kanın katılaşmasından, böbrek rahatsızlığından
    (nefrit) ileri gelir. Hipertansiyonda kalp büyür ve
    felçlere neden olabilir.

    Belirtileri
    Sürekli baş ağrısı ve baş dönmesi
    Dengesizlik
    Görmede zayıflık ve gözler önünde sinekler uçuşması
    Çarpıntı
    Nefes darlığı
    Kulaklarda çınlama
    El ve ayakların sürekli üşümesi
    Bacaklarda sık sık kramplar
    Uykusuzluk
    Hafıza zatıflığı
    Geceleri ellerde karıncalanma

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler hipertansiyon tedavisinde iyi sonuç verirler :
    Sarmısak
    Alıç çayı
    Limon kürü
    Ökse çayı
    Zeytin yaprağı çayı




    SÜREKLİ DÜŞÜK TANSİYON
    Genellikle büyük iç kanamalardan veya sebebi bilinmeyen
    nedenlerden olabilir. Yetersiz beslenme, vitamin eksikliği,
    bazı ilaçların yan etkisi de tansiyonu düşürür.

    Belirtileri
    bitkinlik,
    baygınlık,
    el ve ayaklarda üşüme ve morluk,
    ayağa kalkınca baş dönmesi ve göz kararması,
    çabuk yorulma

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler tedavide iyi sonuç verirler :
    Isırganotu
    Adaçayı
    Mersin yaprağı
    Tarçın
    Badem
    Fındık
    Bal, polen, arı sütü
    Şalgam
    Kırmızı pancar

    KALP SPAZMI (anjin dö puatrin)
    Kalbi besleyen atardamarların kireçlenme ve kolesterol sonucunda
    daralması, böylece daha az kan geçebilmesi nedeniyle ortaya çıkar.
    Yemeklerden sonra veya süratli yürüme, merdiven çıkma, soğuk
    hava teneffüs etme sırasında zaman zaman sol göğüste bir ağrı
    hissedilir. Bu ağrı sol omuza ve sol kola kadar yayılır ve hastaya
    nefes aldırtmaz. Daha çok erkeklerde görülür. Genellikle 5-10
    dakika sürer. Kalp spazmının en önemli yanı,
    Enfarktüse yol açmasıdır.

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler tedavide iyi sonuç verirler :
    Alıç çayı
    Anason
    Kimyon

    ENFARKTÜS
    Önemli ve tehlikeli bir kalp rahatsızlığıdır. Fransa'da ölümlerin
    % 20'si enfarktüsten olmaktadır.
    Kalbin bir bölgesinin, oraya besin ve oksijen taşıyan atardamardaki
    bir pıhtı ile tıkanması sonucu aniden ölmesidir.

    Nedenleri
    Atardamar iltihabı
    Kanda pıhtılaşma
    Kolesterol veya kireçlenme sonucu atardamarın iç çeperinin
    daralması ve sertleşmesi
    Kalp spazmı

    Belirtileri
    Kalpte korkunç bir sancı ve sıkıntı
    Sol kolda sancı
    Bazen kusma ve geğirme
    Solgunluk ve gözün parlaklığını yitirmesi
    Tansiyon düşüklüğü

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler gerek krizden önce, gerekse kriz sırasında
    kullanılırsa tedavide iyi sonuç verirler :
    Alıç çiçeği ve meyvesi
    Dişotu
    Limonlu sarmısak

    MİTRAL YETERSİZLİĞİMitral, kalbin sol bölümünde, sol kulakçık ile sol karıncık
    arasındaki kapaktır. Bu kapakçık, kalbin iç kısmının iltihaplanması
    sonucunda iltihaplanır, sonra kalınlaşıp sertleşir ve iyi kapanamaz.
    Hasta, 1-2 yıl pek birşey hissetmez. Sonra çarpıntı, nefes yetmezliği
    ve sık sık derin nefes alma ihtiyacı duyulur. Bu hastalı insanı
    öldürmez ama, yaşam hızını azaltır.
    Tedavisi için, kanı mikroplardan temizleyen baharatlar
    (taçın, karanfil, karabiber, zencefil, kekik) sık sık kullanılmalıdır.
    Ayrıca, yılda 2 kez, 10-15 günlük limonlu sarmısak kürü yapılmalıdır.

    DAMAR SERTLİĞİKanda biriken ve balmumu kıvamındaki kolesterol, damarların
    iç yüzeyini kaplar ve damar iç dokusunun sertleşmesine
    yol açar. Sertleşen damarlar kan nakli görevini yapamazlar
    ve çapları küçüldüğü için de kan basıncı artar ve tansiyon yükselir.

    Nedenleri
    Aşırı alkol
    Şişmanlık
    Damla (gut) hastalığı
    Şeker hastalığı
    Frengi
    Yanlış beslenme
    Sinir bozuklukları

    Belirtileri
    Belirtiler başlangıçta hafiftir, zira bu hastalık yavaş ve
    uzun sürede meydana gelir.

    Bedensel ve ruhsal çalışma gücünde azalma
    Gündüzleri bile uyuma ve uyuklama
    Zayıflık ve solgunluk
    Hafıza zayıflığı
    Çabuk yorulma ve kalp çarpıntısı
    Sık idrara çıkma

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler :
    Bol kükürt ihtiva eden sarmısak, soğan, turp vb. yenmelidir.
    Zeytin yaprağı
    Zerdeçal
    Enginar yaprağı
    Servi tohumu
    Limon
    Elma

    VARİS
    Bacaklardaki toplardamarların bozulmasıdır.

    Nedenleri
    Hareketsizlik ya da yeterli hareket etmeme
    Sürekli ayakta kalma
    Çorap bağı, korse, sıkan ayakkabı gibi şeyler giyilmesi
    Aşırı ve yağlı şeyler yeme
    Hamilelik
    Aşırı alkol ve sigara

    Belirtileri
    Kalçalarda, bacak ve baldırlarda ağrılar
    Ayaklarda yanma ve makatta kaşıntı
    Ayak damarlarına şişmeler, siyah iplikler ve düğümler oluşur
    Bacaklar gülle gibi ağırlaşır
    Ayaklarda sürekli üşüme ve kısmi felç
    Bacak, baldır ve kalçada kramplar
    İleri aşamalarda, baldırlarda ödem, ekzama ve yaralar oluşur.
    Varis makatta olursa buna HEMOROİD adı verilir.

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler :
    Sodalı ve şaplı banyolar
    Sık sık ve hızlı yürümek
    Zeytinyağı ile masaj
    Zulumba, üzerlik tohumu, nöbet şekeri karışımı
    Hemoroid için atkestanesi, civan perçemi, servi kozalağı, maydanoz ve patates lapaları

    KANSIZLIK
    Genellikle, kandaki alyuvarların azalması şeklinde ortaya çıkar.

    Belirtileri
    Yüz daima solgundur
    El ve ayaklar daima üşür
    Kulaklarda sık sık çınlama olur
    Kalp çarpıntısı olur
    İştahsızlık, çabuk yorulma vs. gibi belirtiler görülür.

    Nedenleri
    Kanamalar (hemoroid, mide-barsak ve regl kanamaları gibi)
    Kan yapan organların yeterli çalışmaması (dalak, ilikler, karaciğer)
    Beslenmede yaşa göre yeterli demirin alınmaması

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler :
    1 lt şaraba 1 yemek kaşığı öğütülmüş rezene tohumu katılır,
    1 hafta sonra süzülerek, günde 5-6 tatlı kaşığı içilir.
    1 su bardağı siyah kuru üzüm + 8 bardak su + 1 yemek kaşığı
    pelin otu orta ateşte kaynatılır, soğuyunca süzülüp günde 3-4
    bardak içilir.
    Kınakına şurubu içilmelidir.
    Enginar, yulaf ezmesi, kayısı, tere, erik, üzüm, maydanoz,
    havuç, ıspanak, mercimek ve soya bolca yenmelidir.

    KOLESTEROL
    Kolesterol, tüm canlıların bünyesinde bulunan ve vücudumuzda
    özel görevleri olan ancak, kandaki oranı belli sınırları aşınca
    zararları görülen bir maddedir.
    Sağlıklı bir insanda kolesterol oranı, 100gr kanda 250mg'dır.
    Bilinen görevleri şunlardır :
    Deri altında, mikroplara karşı koruyucu bir baraj görevi yapar.
    Kanda, alyuvarları zararlı maddelere karşı korur ve bir nevi
    zırh görevi yapar.
    Sinir dokuları içerisinde, onların dayanıklı olmasını sağlar.
    Çeşitli dokularda su dengesini sağlar.

    Kolesterol dengesinin bozulma nedenleri
    Hayvani yağlardaki kolesterol, kullanılmış kolesteroldur ve işe
    yaramadığı gibi, kanda oranı artınca damarlarda tortu yapar.
    Vücutta kolesterol üreten ve kolesterolü dengeleyen organların
    iyi çalışmaması (böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar, husyeler,
    tiroid bezesi, karaciğer, safra kesesi, barsaklar, akciğer,
    ciltteki ter bezesi)

    Neden olduğu rahatsızlıklar
    Kandaki nötr yağ oranının artması
    Vücutta yağ lekeleri oluşması
    Parmaklarda, omuzda, dizlerde ve kalçada yağ urları meydana gelir.
    Göz kapaklarında sarı lekeler oluşur ve gece körlüğü yapar.
    (tavuk karası)
    Siroz : Safra kanalının tıkanması, karaciğer ve dalağın şişmesi
    ve safra taşının oluşması
    Damar sertliği : Kanda biriken kolesterol kan damarlarının iç
    yüzeyine yapışır ve damar sertliğine yol açar.

    Belirtileri
    ciltte sarı lekeler,
    göz altında siyah halkalar,
    gözün beyaz kısmında sarı lekecikler,
    terin ve nefesin ağır kokması,
    ağızda acılık hissi,
    baş ağrısı ve başta ağırlık hissi,
    görme zayıflığı,
    baş dönmesi ve beyinde boşluk hissi,
    hazımsızlık ve iştahsızlık,
    genel yorgunluk ve ruhi bunalım,
    uykusuzluk,
    sol kolda ve kalp üzerinde zaman zaman ağrılar.

    Bitkilerle tedavi
    Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler :
    Yemeklerde zeytinyağı, mısır, ayçiçeği, haşhaş ve aspir
    yağları kullanılmalıdır.
    Sarmısak (günde 2-4 diş, çiğ olarak yenmelidir)
    Enginar, soğan, pırasa, havuç, kereviz, soya fasulyesi,
    lahana, tere, maydanoz, turp bol yenmelidir.
    Kiraz, limon, çilek, elma, üzüm, şeftali, armut, muz gibi
    meyveler de yenebilir.
    Ardıç tohumu
    Mısır püskülü
    Zeytin yaprağı
    Zerdeçal






    Kalp-Damar Sistemimizi Tanıyalım
    Kalbin anatomisi/mükemmel bir pompa olarak
    örgütleniş ve daha ötesi
    Kalp, göğüs ön duvarı arkasında, iki akciğer arasında
    yer alır. Kas dokusundan oluşmuştur. Sağda ve solda
    birer kulakçık(atrium) ve karıncık(ventrikül) olmak üzere
    dört boşluktan oluşur. Temel işi kanı pompalamak
    olan hayati bir organdır. Sağdaki kulakcık ve karıncığı
    triküspit kapak; soldaki kulakcık ve karıncığı ise mitral
    kapak ayırır. Kalbin sol karıncığının bitimi ile kalpden çıkan
    ve insanın en büyük atardamarı olan aort damarının başlangıcı
    arasında aort kapağı vardır. Benzer olarak pulmoner
    kapak sağ karıncık-pulmoner damar arasındadır.
    Kalbin sağ sistemine tüm vucutdan gelen kanı toplayan
    damarlar(vena cava) açılır. Bu kan akciğer atardamarları
    ile sağ sistemden ayrılır(Pulmoner arter). Akciğerlerden
    akciğer toplar damarları ile dönen kan sol kulakcık ve sol
    karıncığı dolaşarak aort damarları ile tüm vücuda pompalanır.
    Kalbin dış yüzünü çepeçevre bir zar kaplar.




    Dolaşım sistemi/Bir şehri tüm ücra köşelerine
    kadar her dakika tekrar dolaşmak
    En küçük yaşayan birim olan hücrenin nefes alması ve
    beslenmesi gerekir.Besinlerin ve oksijenin kullanımından doğan
    atıkların da uzaklaştırılması gerekir.Bu süreğen işlevi kan üstlenir.
    Akciğerlerde karbon dioksitden arınan kan oksijenle yüklenir.
    Bir ağacın dalları gibi biçimlenmiş olan en büyük çaptan giderek
    incelen ve kılcal damarlara dönüşen bir damar ağı ile, bu oksijeni
    tüm dokulara igereksinimi ve önceliği oranında dağıtır.Elbette bir de
    dönüş yolculuğu vardır.Benzer bir toplardamar ağı örgütlenişi içinde;
    ama bu defa kılcal damarlardan enbüyük toplar damarlara ulaşarak
    kalbin sağ kulakcığına ulaşır.Buradan sağ karıncığa
    geçer ve yeniden oksijenlenmek üzere akciğerlere pompalanır.
    Akciğerlere gidiş ve
    tazelenerek tekrar kalbe dönüş büyük kan dolaşımının
    bir minyatürü gibidir.


    Kalbi Besleyen Damarlar (Koroner Arterler)
    Kalp Krizi bu damarların tıkanması sonucu olur.
    Damar tıkanınca; o damarın kanı ilettiği bölgelere artık besin
    maddeleri ve oksijen gidemeyeceği için bu bölgeler ölür
    ve kasılma düzeni bozulur ve kalp pompa işini
    yeterince yapamaz.

    Bir damarın önemi beslediği kalp kası bölgesine bağlıdır.
    Tıkanan önemine göre kalpte oluşan hasar az yada büyük olur.
    Koroner damarlar/kalbi besleyen su şebekesi yada kalp
    kendini nasıl besler?
    Kalp de tıpkı diğer organlarda olduğu gibi hücrelerden
    oluşur ve oksijenlenmesi/kanlanması gerekir.Her nekadar
    kalbin her dört odacığı da kanla dolu olsada kalp beslenmesini
    kendi içindeki kanla değil; aort damarından ayrılan sağ ve
    sol koroner arterlerden beslenir.Sağ koroner atardamar sağ
    kulakcık ve karıncığı ve iki karıncık arası bölmenin arka kısmını
    besler.Sol ana damar cirkumflex ve sol-ön-inen damar adldrı
    verilen iki damara ayrılır.Cirkumflex arter sol kulakcığı,
    sol karıncığın yan ve arka kısımlarını kanlandırır.
    Sol-ön-inen arter ise sol karıncığın ön yüzünü ve iki karıncık
    arası bölmenin ön kısmını beslerKalbin elektrik sistemi/canlı
    quartz yada ritm,benim işim
    Bir kalp atımı, kalbin sağ kulakçığında yerleşmiş olan ve
    sino-atrial düğüm adı verilen özelleşmiş bir hücre demetinden
    oluşan bölgenin elektriksel bir uyarı çıkarması ile başlar.
    Bu bölge kalbin doğal pili olarak bilinir(pace-maker)

    Sino-atrial düğümden çıkan bu uyarı kalbin heriki kulakçığı
    boyunca yayılarak kalbin elektrik sisteminin bir başka özelleşmiş
    bölümüne atrio-ventriküler düğüme gelir.Bu uyarı ile kulakçıklar
    kasılarak içlerindeki kanı karıncıklara gönderirler Elektrik iletisi
    A-Vdüğümde karıncıklara ulaştırılmadan önce kısa bir süre bekletilir.

    His-Purkinje sistemi adı verilen bir elektriksel ağ ile ,uyraı
    tüm karıncıklara yayılır. Bu uyarı ile heriki karıncık kasılarak kanı
    akciğer ve vücuda pompalar.

    Sino-atrial düğüm tekrar başka bir uyarı çıkararak yeni bir
    döngüyü başlatır.
    Vücüdumuz kendisini kalp krizine karşı nasıl korur?
    Kalbi besleyen damarların daralma yada tıkanıklıklarında vücudun
    koruma mekanizması .Koroner arterler kısmen daraldığında
    vücudumuzda kalp kasına giden kan miktarını arttırma
    özelliği vardır.Diğer komşu damarlar genişleyebilir ve ince
    damarlar hastalıklı bölgeye daha çok kan getirebilmek için
    açılabilir.Bunlara kollateral dolaşım denir.Eğer kollateral dolaşım
    iyi gelişirse anginal ağrılar azalabilir hatta kaybolur.Kalp
    kasına bu ekstra kan akımı kalp krizini önleyebilir,eğer kalp
    krizi olursa daha küçük bir bölge hasar görür ve
    daha zararsız olabilir.

    "alıntı"

    Son Yazılarım
    • <%RecentEntryTitle%>
    Destekleyenler

    Bağlantılarım