|
| |
| |
| |
2/11/2009
Üşütme ve Gribe Karşı Ayak Masajı Dr. Franz Wagner, el ve ayak masajı ile pek çok hastalığın doktora gitmeden ve ilaç kullanmadan tedavi edileceğine dikkat çekerek, refleks bölgelerinden gelen doğal şifayı kullanmayı öneriyor. Öyle ki gribe özel bir mesaj bile var: Dr. Franz Wagner, Linz Üniversitesi sosyoloji bölümünde profesör. Sağlık, TIP, eğitim ve iletişim uzmanı olarak tanınıyor, Linz., Salzburg ve Columbia P. üniversitelerinde araştırmalar yaptıktan sonra doğal tıp alanında çalışmış ve uzun yıllar mesleki terapi akademelerinde ergoterapi ve fizik tedavisi dersleri vermiş.
"Doğal Tıp, kolaylıkla öğrenilebilecek, bizi sağlık ve huzurumuza kavuşturabilecek pratik metotlar sunmaktadır. Dayandığı tedavi yöntemi ise dış etkenlerden beslenen doğal yaşam enerjisinin, bir çok hastalık ve rahatsızlığı, vücudun kendi gücüyle dengeleyebilmesidir" diyen Dr. Wagner, refleks bölgelerine yönelik masajların vücudumuzun içerdiği şifa güçlerini harekete geçirdiğini belirtiyor.
Hemen her sağlık soruna şifa olacak bir masaj tekniği bulunduğun belirten Dr. Wagner, 20 yılı aşkın süredir insanlara bu teknikleri öğrettiğini belirtiyor. Dr. Wagner'in El ve Ayak Masajı adlı çalışmasının türkçesi Kaknüs Yayınlarının aile kitaplığı serisinde, renkli ve kuşa kağıda büyük boş basılmış olarak yayınlandı. Kitapla birlikte okura dev bir, El ve Ayaktaki Refloksoloji Bölgeleri posteri hediye ediliyor.
Dr. Franz Wagner'ın kitabını okurken, masajla şifa sağlanabilen hastalıklar arasında üşütme ve gribi de koyduğunu gördük.
Ve Domuz Gribinin dünya gibi Türkiye'yi de kısıp kavurduğu şu günlerde, yayınevinden izin alarak Haber 7 farkı ile o masajı sizlere ulaştıralım istedik.
Bu sayede hem sizlere kitabın içeriğini test etme imkanı sağlamış olduk hem de domuz gribine karyşı verilen mücadelede bir parça tuzumuz olsun istedik. Diğer konularla ilgili masajlar hakkında ayrıntılı bilgi için kitabın içindikeleri de yayınlamayı ihmal etmedik. Daha yakından bakayım diyenler için de en yakın imkan yakında kapılarını açacak olan kitap fuarı.
Üşütme ve grip için masaj
Üşütme veya hafif gribal enfeksiyonların tetikleyicisi, genelde kısa bir süreliğine dengelenemeyen, yetersiz enerjilerdir. Çünkü bu tür rahatsızlıklarda vücudumuzun ve bağışıklık sisteminin enerji rezervleri azalmış olur. Üşütmeden şüphelendiğinizde bağışıklık sistemini uyarmak için, eksiksiz bir refleks bölgeleri masajı uygulayın; böylece “klasik” gripten kurtulmuş olursunuz. Yüksek ateşte ise masaj yapmaktan kaçının (s. 31)!
Şu şekilde hareket edin:
 > Ayaklarla temasa geçin. Yani ayaklarınızı dokunarak sıcaklıklarını hissedin, dokuların gerginliğine ve kemik dokusuna bakın. Sonra ayağı hafifçe eklemine doğru çevirin ve dokulara ihtiyatlı şekilde masaj yapın. Bunun belli bir planı yok ve sadece içgüdüsel olarak yapılıyor.(Kitabın 46. sayfasında şekillerle ayrıntılı olarak anlatılıyor bu konu).
> Yumuşak ve etkin bir biçimde omurilik bölgelerine masaj yapın. Omurliğin refleks bölgeleri her iki ayağın iç yüzündedir. Çizgisi omurga yekline benzemektedir. Omurganın boyun kısmının refleks bölgesi ayak başbparmağının ilk ekleminden, diğer parkaların kök eklemlerine kadar uzanır. Omurganın göğüs kısmının bölgesi orta ayak kemiğinden çıkıntı hissedilen kayık kemiğine kadar uzanır. Devamı bel omurlarının bölgesini oluşturur. Bunun arkasında birazcık yukarıda, kuyruk sokumu ve kuyruk sokumu kemiği bölgesi yer almaktadır.(Omurlik bölgeleri ve hassasiletleri konusu da kitabın 51. sayfasında ayrıntılı bilgilerle yer alıyor).
> Baş bölgelerini, Başın refleks bölgeleri pen iki ayak parmakları ve bunların kök eklemlerinde yer alır. İlginç bir şekilde her bir ayak parmağında bulunan bölgeler, küçülmüş olarak ayak başparmaklarında da yer alır (bakınız kitapta sayfa 53) ve solunum yollarını ovun (bronş ve akciğer bölgesi) Nefes borusunun refleks bölgesi, birinci ve ikinci orta ayak kemiğinin aralığında yer alır. Diğer üç aralıkta ise broşların refleks bölgeleri yer alır. (Ayrıntılı izah için kitabın 59. sayfasına bakabilirsiniz)
> Üst lenf kanallarının refleks bölgelerine daha uzun süre, yumuşak bir masaj uygulayın. Üst lenf kanallarının refleks bölgeleri her iki parmakta da parmak aralarındaki çizgilerde yer almaktadır. (Ayrıntılı izah için bakınız sayfa 57).
> Ardından solar pleksus bölgesine hitap eden rahatlama tekniğini uygulayın. Başparmaklarımızın ucunu yatay olarak hafifçe ayak altınızdaki çukura bastırınız. Diğer parmaklarınızda ayağınızın sırt kısmını tutun. Her iki ayağı da aynı anda kavrayın. Ellerinizi çaprazlama tutun. (Ayrıntılı bilgi kitabın 63. sayfasında yer alıyor)
> Son olarak ayaklara genel bir masaj yapın; iç taraftan yukarı, dış taraftan aşağıya doğru çalışın
2/11/2009
Üşütme ve Gribe Karşı Ayak Masajı Dr. Franz Wagner, el ve ayak masajı ile pek çok hastalığın doktora gitmeden ve ilaç kullanmadan tedavi edileceğine dikkat çekerek, refleks bölgelerinden gelen doğal şifayı kullanmayı öneriyor. Öyle ki gribe özel bir mesaj bile var: Dr. Franz Wagner, Linz Üniversitesi sosyoloji bölümünde profesör. Sağlık, TIP, eğitim ve iletişim uzmanı olarak tanınıyor, Linz., Salzburg ve Columbia P. üniversitelerinde araştırmalar yaptıktan sonra doğal tıp alanında çalışmış ve uzun yıllar mesleki terapi akademelerinde ergoterapi ve fizik tedavisi dersleri vermiş.
"Doğal Tıp, kolaylıkla öğrenilebilecek, bizi sağlık ve huzurumuza kavuşturabilecek pratik metotlar sunmaktadır. Dayandığı tedavi yöntemi ise dış etkenlerden beslenen doğal yaşam enerjisinin, bir çok hastalık ve rahatsızlığı, vücudun kendi gücüyle dengeleyebilmesidir" diyen Dr. Wagner, refleks bölgelerine yönelik masajların vücudumuzun içerdiği şifa güçlerini harekete geçirdiğini belirtiyor.
Hemen her sağlık soruna şifa olacak bir masaj tekniği bulunduğun belirten Dr. Wagner, 20 yılı aşkın süredir insanlara bu teknikleri öğrettiğini belirtiyor. Dr. Wagner'in El ve Ayak Masajı adlı çalışmasının türkçesi Kaknüs Yayınlarının aile kitaplığı serisinde, renkli ve kuşa kağıda büyük boş basılmış olarak yayınlandı. Kitapla birlikte okura dev bir, El ve Ayaktaki Refloksoloji Bölgeleri posteri hediye ediliyor.
Dr. Franz Wagner'ın kitabını okurken, masajla şifa sağlanabilen hastalıklar arasında üşütme ve gribi de koyduğunu gördük.
Ve Domuz Gribinin dünya gibi Türkiye'yi de kısıp kavurduğu şu günlerde, yayınevinden izin alarak Haber 7 farkı ile o masajı sizlere ulaştıralım istedik.
Bu sayede hem sizlere kitabın içeriğini test etme imkanı sağlamış olduk hem de domuz gribine karyşı verilen mücadelede bir parça tuzumuz olsun istedik. Diğer konularla ilgili masajlar hakkında ayrıntılı bilgi için kitabın içindikeleri de yayınlamayı ihmal etmedik. Daha yakından bakayım diyenler için de en yakın imkan yakında kapılarını açacak olan kitap fuarı.
Üşütme ve grip için masaj
Üşütme veya hafif gribal enfeksiyonların tetikleyicisi, genelde kısa bir süreliğine dengelenemeyen, yetersiz enerjilerdir. Çünkü bu tür rahatsızlıklarda vücudumuzun ve bağışıklık sisteminin enerji rezervleri azalmış olur. Üşütmeden şüphelendiğinizde bağışıklık sistemini uyarmak için, eksiksiz bir refleks bölgeleri masajı uygulayın; böylece “klasik” gripten kurtulmuş olursunuz. Yüksek ateşte ise masaj yapmaktan kaçının (s. 31)!
Şu şekilde hareket edin:
 > Ayaklarla temasa geçin. Yani ayaklarınızı dokunarak sıcaklıklarını hissedin, dokuların gerginliğine ve kemik dokusuna bakın. Sonra ayağı hafifçe eklemine doğru çevirin ve dokulara ihtiyatlı şekilde masaj yapın. Bunun belli bir planı yok ve sadece içgüdüsel olarak yapılıyor.(Kitabın 46. sayfasında şekillerle ayrıntılı olarak anlatılıyor bu konu).
> Yumuşak ve etkin bir biçimde omurilik bölgelerine masaj yapın. Omurliğin refleks bölgeleri her iki ayağın iç yüzündedir. Çizgisi omurga yekline benzemektedir. Omurganın boyun kısmının refleks bölgesi ayak başbparmağının ilk ekleminden, diğer parkaların kök eklemlerine kadar uzanır. Omurganın göğüs kısmının bölgesi orta ayak kemiğinden çıkıntı hissedilen kayık kemiğine kadar uzanır. Devamı bel omurlarının bölgesini oluşturur. Bunun arkasında birazcık yukarıda, kuyruk sokumu ve kuyruk sokumu kemiği bölgesi yer almaktadır.(Omurlik bölgeleri ve hassasiletleri konusu da kitabın 51. sayfasında ayrıntılı bilgilerle yer alıyor).
> Baş bölgelerini, Başın refleks bölgeleri pen iki ayak parmakları ve bunların kök eklemlerinde yer alır. İlginç bir şekilde her bir ayak parmağında bulunan bölgeler, küçülmüş olarak ayak başparmaklarında da yer alır (bakınız kitapta sayfa 53) ve solunum yollarını ovun (bronş ve akciğer bölgesi) Nefes borusunun refleks bölgesi, birinci ve ikinci orta ayak kemiğinin aralığında yer alır. Diğer üç aralıkta ise broşların refleks bölgeleri yer alır. (Ayrıntılı izah için kitabın 59. sayfasına bakabilirsiniz)
> Üst lenf kanallarının refleks bölgelerine daha uzun süre, yumuşak bir masaj uygulayın. Üst lenf kanallarının refleks bölgeleri her iki parmakta da parmak aralarındaki çizgilerde yer almaktadır. (Ayrıntılı izah için bakınız sayfa 57).
> Ardından solar pleksus bölgesine hitap eden rahatlama tekniğini uygulayın. Başparmaklarımızın ucunu yatay olarak hafifçe ayak altınızdaki çukura bastırınız. Diğer parmaklarınızda ayağınızın sırt kısmını tutun. Her iki ayağı da aynı anda kavrayın. Ellerinizi çaprazlama tutun. (Ayrıntılı bilgi kitabın 63. sayfasında yer alıyor)
> Son olarak ayaklara genel bir masaj yapın; iç taraftan yukarı, dış taraftan aşağıya doğru çalışın
21/6/2009
Bal ve Tarçın

Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptandı. Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde balı çok etkili bir ilaç olarak kabul ediyor.
Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Bal, asırlarca hayati ilaç olarak kullanıldı.
Bal hertürlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilmektedir.
Bugünün tıp ilmi,balın tatlı olmasına karşın doğru dozlarda alındığında şeker hastaları için tehlikeli olmadığını kabul etmektedir.
Kanada da yayımlanan ünlü Weekly World News dergisinin 17 OCAK 1995 tarihli sayısında batılı araştırmacılar tarafından bal ve tarçınla tedavi edilen hastalıkların listesini yayınlamıştır.
ARTRİT
Bir kısım Balı 2 kısım ılık su içerisine koyup üzerine bir çay kaşığı toz Tarçın ilave ederek bir krem elde edilir. Bununla vücudun ağrıyan yerlerine masaj yapılır. 1-2 dakika içerisinde ağrının azaldığını göreceksiniz.
Artritli hastalar,bir bardak sıcak su içerisinde 2 kaşık Bal ve bir çay kaşığı toz Tarçını eritip sabah ,akşam alabilirler. Eğer düzenli olarak alırlarsa Kronik Artriti olan hastalar bile tedavi olabilirler.
Kopenhag Üniversitesinde yapılan bir araştırmada ;kahvaltıdan önce Bir yemek kaşığı Bal ve ½ çay kaşığı toz Tarçını alan 200 hastadan 73 ü bir hafta içerisinde şifa bulmuşlar, geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemiyen hastalar da bir ay içerisinde şifa bulmuşlardır.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Hergün kullanılan Bal ve Tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldırılarına karşı korur.
Araştırmacılara göre Bal,birçok Vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir.
Balın düzenli kullanılması, Akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslarla savaşan,korpuskülleri de kuvvetlendirir.
DİŞ AĞRISI
Bir kaşık toz Tarçın ve 5 tatlı kaşığı Bal karışımı ağrıyan dişe tatbil edilir.
Ağrı kesilene kadar günde üç defa tatbik edilir.
HAZIMSIZLIK ve GRİP
Toz Tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler
İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.
İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI
İki kaşık toz Tarçın,bir tatlı kaşığı Bal, ılık su içerisinde eritilip içilir.
İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.
KANSER
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada ,mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur.
Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık Tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.
KALP HASTALIKLARI
Bal ve Tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür.
Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur.
Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.
Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.
KISIRLIK
Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı, yıllardır, erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.
Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.
Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamıyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz Tarçın kullanmaktadırlar
Gebe kalamıyan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir bir sakız üzerine koyup çığnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.
Amerika Meryland'da evli bir çiftin 14 yıldır çocuğu olmamış ve ümitlerini de kaybetmişlerdir.Bu uygulamalar kendilerine anlatılmış ve yukarıda belirtilen kürün uygulamasına başlandıktan birkaç ay sonra ikiz çocuklarının olacağı tesbit edilmiştir.
KOLESTEROL
İki kaşık Bal, Üç tatlı kaşığı Toz Tarçın,450 gr.demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düşecektir.
Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları i,çin uygulanabilir.
Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.
MİDE AĞRILARI
Bal ve Tarçın kürlerinin ,mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.
GAZ
Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.
SAÇ DÖKÜLMESİ
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilacesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve taklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır.
5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.
SİVİLCELER VE DERİ
3 kısım bal, 1 kısım Tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür. Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır.
Egzama,mantar ve diğer deri infeksiyonlarında eşit miktardaki Bal ve Tarçın karışımı uygulanır.
SOĞUK ALGINLIĞI
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz Tarçın günde üç defa yenir.
Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.
YAŞLILIK
Bal ve Tarçınla hazırlanan çay,düzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler.
4 kaşık bal,1 kaşık toz Tarçın , 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri,taze ve yumşak tutar, yıpranmasını durdurur.
YORGUNLUK
Araştırmayı yapan Dr.MİLTON, bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir.
ZAYIFLAMA
Bir bardak su içerisine eşit miktarda Bal ve Tarçın konup kaynatılır.Hergün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir.
Düzenli uygulanırsa kilo verilir.
Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde ,yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.
19/6/2009

İnsan Vücudunda Bilmediklerimiz. | Resim yeniden boyutlandırılmıştır. Tam halini görmek için buraya tıklayın. Orijinal resim 550x786 ve 85 KB boyutlarındadır. |
İnsanlar kendi vücutlarını tepeden tırnağa bildiklerini söylerler. Fakat bu haberi okuduktan sonra vücudunuz hakkında o kadar da çok bilginiz olmadığını göreceksiniz.
Howstuffworks adlı internet sitesinde yer alan habere göre, vücudunuz hakkında sizi şaşırtacak 16 olağanüstü gerçek:1. Dil izi: Eğer kimliğinizi saklamak isterseniz, dilinizi çıkarmayın. Parmak izine benzer şekilde, herkes tek ve benzersiz bir dil izine sahip.
2. Döküntü: Evde tüy dökme derdinden şikayetçi olan sadece evcil hayvanınız değil. İnsanlar her saat yaklaşık 600 bin deri partikülü döküyor. Bu her yıl yaklaşık 680 gram tutuyor, bu nedenle ortalama bir insan 70 yaşına kadar yaklaşık 48 kg deri dökmüş oluyor.
3. Kemik sayısı: Yetişkinlerde bir bebekten daha az kemik bulunuyor. Doğduğumuzda 350 kemiğe sahip oluyoruz, ancak gelişim süreci boyunca kemikler eriyip birbiriyle kaynaşıyor ve yetişkin olduğumuzda sadece 206 kemiğimiz kalıyor.
4. Yeni mide: Mide mukozasının dış tabakası ömrü çok kısa olduğu için 3-4 günde yenilendiğini biliyor muydunuz? Eğer yenilenmeseydi, midenizdeki yiyecekleri hazmetmek için kullanılan güçlü asitler, aynı zamanda midene de zarar verecektir.
5. Koku hatırlama: Burnumuz köpekler kadar hassas değil, ancak 50 bin farklı kokuyu hatırlayabilir.
6. Uzun bağırsaklar: İnce bağırsağın uzunluğu yetişkin bir insanın boyunun yaklaşık 4 katı uzunluğundadır. Eğer geriye doğru katlanmasaydı, 5-6 metrelik uzunluğu karın boşluğuna sığmazdı.
7. Bakteri: Bu cilt için gereklidir. İnsan vücudunda cildin her santimetre karesinde yaklaşık 32 milyon bakteri yaşıyor. Bunların büyük bir çoğunluğu zararsız.
8. Vücut kokusunun kaynağı: Koltuk altı gibi kokan ayakların kaynağı terdir. İnsanlar ayaklarından da terler. Bir çift ayak 500 bin ter bezine sahiptir ve günde yarım litre ter oluşturabiliyor.
9. Hapşırma hızı: Hapşırık havada saatte 161 km hızla gidebiliyor. Bu nedenle hapşırınca burnunuz ve ağzınızı kapatmalısınız.
10. Kan aralığı: Eritrosit olarak bilinen kan hücreleri bikonkav (iki yanı çukur) diskler şeklindedir. Kan uzun bir yolda seyahat eder. İnsan vücudunda yaklaşık 96 bin 560 km kan damarı bulunuyor. Çok çalışkan olan kalp her gün damarların içine 7 bin 571 litre kan pompalıyor.
11. Tükürük miktarı: Tükürüğünüzün içinde yüzmek istemeyebilirsiniz, fakat biriktirseydiniz bunu yapabilirdiniz. Çünkü, bir ömür boyunca insan 25 bin litre tükürük üretiyor. Bu miktar 2 yüzme havuzunu doldurmaya yeter.
12. Horlama sesi: 60′lı yaşlarda, erkeklerin yüzde 60′ı ve kadınların yüzde 40′ı horluyor. Horlama ortalama 60 desibelken, horlama seviyesi bazı kişilerde 80 desibelin üzerine çıkabiliyor. 80 desibel seviyesindeki ses havalı matkabın çıkardığı ses kadar yüksektir. 85 desibelin üzerindeki sesler insan kulağına zarar verdiği saptanmıştır.
13. Saç rengi ve sayısı: Sarışınlar daha eğlenceli olabilir ya da olmayabilir, ancak sarışınlar kesinlikle daha fazla saça sahipler. Saç rengi saçımızın ne kadar sık olduğunu belirlememize yardımcı oluyor. Buna göre sarışınlar en üst sırada yer alıyor. Bir insanda ortalama 100 bin saç kılı bulunurken, sarışınlarda bu sayı ortalama 146 bin. Siyah saçlı insanlar yaklaşık 110 bin saç kılına sahip, kahverengi saçlı insanlarda ise 100 bin saç kılı bulunuyor. Kızıl saçlı insanların ise saç kılı daha az yaklaşık 86 bin kadar.
14. Tırnak gelişimi: Eğer el tırnaklarınızı ayak tırnaklarınızdan daha sık kesiyorsanız, bu doğaldır. El tırnaklarımız daha çok kullanıldığı için daha hızlı uzuyorlar. Elimizin tırnakları 0,5 - 0,6 mm hızla uzar. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır. En hızlı uzayan tırnak orta parmağın tırnağıdır.
15. Baş ağırlığı: Bebekler doğduklarında başlarını tutamazlar. İnsan başı doğduğunda vücudumuzun toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır. Fakat, yetişkin olduğumuzda bu oran toplam uzunluğumuzun 8′de birine ulaşır.
16. Uyku ihtiyacı: Eğer iyi bir gece uykusu için öldüğünüzü söylerseniz, tam anlamıyla bunu kastediyorsunus. Haftalarca bir şey yemezseniz ölmezsiniz, fakat 11 günden sonra uykusuzluğa dayanamazsınız, sonsuza kadar uyup kalırsınız.
Zaman
Eski damar Türkü,Sanat Müz. ve Arabeks Damar Sarkılar ile Nostalji Rüzgari akşamları yayındayız.
16/6/2009
Kalp Ve Damar Hastalıkları 

KALP VE DAMAR HASTALIKLARI--------------------------------------------- DAMAR SERTLİĞİ ENFARKTÜS
HİPERTANSİYON
KALP SPAZMI
KANSIZLIK
KOLESTEROL
MİTRAL YETERSİZLİĞİ
SÜREKLİ DÜŞÜK TANSİYON
VARİS SEBEPLERİ
Beslenme hatalarıKalbe zarar veren şeylerin devamlı ve fazla miktarlarda kullanılmasıdır. Başlıcaları şunlardır : Alkol : Kan damarlarının iç tabakasını eriterek, kanın damarlardan dokular arasına sızmasına yol açar. Alkoloidler : Başlıcaları çay, kahve, kakao ve sigaradır. Bunlar, kalp ve damarlar üzerinde çok fena etki yaparak, onları vakitsiz yıpratırlar. Sinir sistemini etkileyerek, kalbin ritmini bozarlar. Ayrıca, kandaki kolesterolün, damarların iç yüzeyine yapışmasına ve damarların daralmasına, dolayısıyla yüksek tansiyona ve damar sertliğine neden olurlar . Sigara, kanı zehirleyerek, kalbin daha fazla çalışmasına ve dolayısıyla yorulmasına yol açar. Et ve mamülleri : Özellikle yağlı etler, kolesterol ihtiva ettikleri için zararlıdır. Kandaki üre miktarını artırarak, kalbin yorulmasına neden olurlar. Beyaz ekmek ve şeker : Bunlar, kanın katılaşmasına ve dolaşımın yavaşlamasına neden olurlar. Dolayısıyla kalbin daha çok zorlanmasına yol açarlar.
Hava kirliliği Teneffüs edilen hava ne kadar kirli ise, kalp o kadar daha fazla çalışır ve yorulur.
Sağlıksız yaşam koşulları Yemek, uyku ve dinlenme saatlerinin düzensiz oluşu, bedenen ve ruhen yıpratıcı yaşam koşulları kalbin yorulmasına ve vakitsiz yıpranmasına neden olur.
Şişmanlık Kalbi yoran en önemli faktörlerden biridir. Şişmanlar, genellikle kısa ömürlü olurlar.
Cinsel yaşam Cinsel yaşamın düzensizliği, vakitsiz gelen iktidarsızlık kişiyi ruhsal bunalıma iterek, sinirlerinin yıpranmasına yol açar. Bu da kalbi yorar ve yıpratır.
HİPERTANSİYON Sürekli yüksek tansiyondur. Yorgunluk, uykusuzluk, aşırı yeme, hızlı hareket gibi nedenlerle tansiyon yükselebilir. Ancak, sürekli değildir. Hipertansiyon ise kalbi idare eden sinir sisteminin aşırı hassaslaşmasından, ileri yaşlarda görülen damar sertliğinden, kanın katılaşmasından, böbrek rahatsızlığından (nefrit) ileri gelir. Hipertansiyonda kalp büyür ve felçlere neden olabilir.
Belirtileri Sürekli baş ağrısı ve baş dönmesi Dengesizlik Görmede zayıflık ve gözler önünde sinekler uçuşması Çarpıntı Nefes darlığı Kulaklarda çınlama El ve ayakların sürekli üşümesi Bacaklarda sık sık kramplar Uykusuzluk Hafıza zatıflığı Geceleri ellerde karıncalanma
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler hipertansiyon tedavisinde iyi sonuç verirler : Sarmısak Alıç çayı Limon kürü Ökse çayı Zeytin yaprağı çayı SÜREKLİ DÜŞÜK TANSİYON Genellikle büyük iç kanamalardan veya sebebi bilinmeyen nedenlerden olabilir. Yetersiz beslenme, vitamin eksikliği, bazı ilaçların yan etkisi de tansiyonu düşürür.
Belirtileri bitkinlik, baygınlık, el ve ayaklarda üşüme ve morluk, ayağa kalkınca baş dönmesi ve göz kararması, çabuk yorulma
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler tedavide iyi sonuç verirler : Isırganotu Adaçayı Mersin yaprağı Tarçın Badem Fındık Bal, polen, arı sütü Şalgam Kırmızı pancar
KALP SPAZMI (anjin dö puatrin) Kalbi besleyen atardamarların kireçlenme ve kolesterol sonucunda daralması, böylece daha az kan geçebilmesi nedeniyle ortaya çıkar. Yemeklerden sonra veya süratli yürüme, merdiven çıkma, soğuk hava teneffüs etme sırasında zaman zaman sol göğüste bir ağrı hissedilir. Bu ağrı sol omuza ve sol kola kadar yayılır ve hastaya nefes aldırtmaz. Daha çok erkeklerde görülür. Genellikle 5-10 dakika sürer. Kalp spazmının en önemli yanı, Enfarktüse yol açmasıdır.
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler tedavide iyi sonuç verirler : Alıç çayı Anason Kimyon
ENFARKTÜS Önemli ve tehlikeli bir kalp rahatsızlığıdır. Fransa'da ölümlerin % 20'si enfarktüsten olmaktadır. Kalbin bir bölgesinin, oraya besin ve oksijen taşıyan atardamardaki bir pıhtı ile tıkanması sonucu aniden ölmesidir.
Nedenleri Atardamar iltihabı Kanda pıhtılaşma Kolesterol veya kireçlenme sonucu atardamarın iç çeperinin daralması ve sertleşmesi Kalp spazmı
Belirtileri Kalpte korkunç bir sancı ve sıkıntı Sol kolda sancı Bazen kusma ve geğirme Solgunluk ve gözün parlaklığını yitirmesi Tansiyon düşüklüğü
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler gerek krizden önce, gerekse kriz sırasında kullanılırsa tedavide iyi sonuç verirler : Alıç çiçeği ve meyvesi Dişotu Limonlu sarmısak
MİTRAL YETERSİZLİĞİMitral, kalbin sol bölümünde, sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kapaktır. Bu kapakçık, kalbin iç kısmının iltihaplanması sonucunda iltihaplanır, sonra kalınlaşıp sertleşir ve iyi kapanamaz. Hasta, 1-2 yıl pek birşey hissetmez. Sonra çarpıntı, nefes yetmezliği ve sık sık derin nefes alma ihtiyacı duyulur. Bu hastalı insanı öldürmez ama, yaşam hızını azaltır. Tedavisi için, kanı mikroplardan temizleyen baharatlar (taçın, karanfil, karabiber, zencefil, kekik) sık sık kullanılmalıdır. Ayrıca, yılda 2 kez, 10-15 günlük limonlu sarmısak kürü yapılmalıdır.
DAMAR SERTLİĞİKanda biriken ve balmumu kıvamındaki kolesterol, damarların iç yüzeyini kaplar ve damar iç dokusunun sertleşmesine yol açar. Sertleşen damarlar kan nakli görevini yapamazlar ve çapları küçüldüğü için de kan basıncı artar ve tansiyon yükselir.
Nedenleri Aşırı alkol Şişmanlık Damla (gut) hastalığı Şeker hastalığı Frengi Yanlış beslenme Sinir bozuklukları
Belirtileri Belirtiler başlangıçta hafiftir, zira bu hastalık yavaş ve uzun sürede meydana gelir.
Bedensel ve ruhsal çalışma gücünde azalma Gündüzleri bile uyuma ve uyuklama Zayıflık ve solgunluk Hafıza zayıflığı Çabuk yorulma ve kalp çarpıntısı Sık idrara çıkma
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler : Bol kükürt ihtiva eden sarmısak, soğan, turp vb. yenmelidir. Zeytin yaprağı Zerdeçal Enginar yaprağı Servi tohumu Limon Elma
VARİS Bacaklardaki toplardamarların bozulmasıdır.
Nedenleri Hareketsizlik ya da yeterli hareket etmeme Sürekli ayakta kalma Çorap bağı, korse, sıkan ayakkabı gibi şeyler giyilmesi Aşırı ve yağlı şeyler yeme Hamilelik Aşırı alkol ve sigara
Belirtileri Kalçalarda, bacak ve baldırlarda ağrılar Ayaklarda yanma ve makatta kaşıntı Ayak damarlarına şişmeler, siyah iplikler ve düğümler oluşur Bacaklar gülle gibi ağırlaşır Ayaklarda sürekli üşüme ve kısmi felç Bacak, baldır ve kalçada kramplar İleri aşamalarda, baldırlarda ödem, ekzama ve yaralar oluşur. Varis makatta olursa buna HEMOROİD adı verilir.
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler : Sodalı ve şaplı banyolar Sık sık ve hızlı yürümek Zeytinyağı ile masaj Zulumba, üzerlik tohumu, nöbet şekeri karışımı Hemoroid için atkestanesi, civan perçemi, servi kozalağı, maydanoz ve patates lapaları
KANSIZLIK Genellikle, kandaki alyuvarların azalması şeklinde ortaya çıkar.
Belirtileri Yüz daima solgundur El ve ayaklar daima üşür Kulaklarda sık sık çınlama olur Kalp çarpıntısı olur İştahsızlık, çabuk yorulma vs. gibi belirtiler görülür.
Nedenleri Kanamalar (hemoroid, mide-barsak ve regl kanamaları gibi) Kan yapan organların yeterli çalışmaması (dalak, ilikler, karaciğer) Beslenmede yaşa göre yeterli demirin alınmaması
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler : 1 lt şaraba 1 yemek kaşığı öğütülmüş rezene tohumu katılır, 1 hafta sonra süzülerek, günde 5-6 tatlı kaşığı içilir. 1 su bardağı siyah kuru üzüm + 8 bardak su + 1 yemek kaşığı pelin otu orta ateşte kaynatılır, soğuyunca süzülüp günde 3-4 bardak içilir. Kınakına şurubu içilmelidir. Enginar, yulaf ezmesi, kayısı, tere, erik, üzüm, maydanoz, havuç, ıspanak, mercimek ve soya bolca yenmelidir.
KOLESTEROL Kolesterol, tüm canlıların bünyesinde bulunan ve vücudumuzda özel görevleri olan ancak, kandaki oranı belli sınırları aşınca zararları görülen bir maddedir. Sağlıklı bir insanda kolesterol oranı, 100gr kanda 250mg'dır. Bilinen görevleri şunlardır : Deri altında, mikroplara karşı koruyucu bir baraj görevi yapar. Kanda, alyuvarları zararlı maddelere karşı korur ve bir nevi zırh görevi yapar. Sinir dokuları içerisinde, onların dayanıklı olmasını sağlar. Çeşitli dokularda su dengesini sağlar.
Kolesterol dengesinin bozulma nedenleri Hayvani yağlardaki kolesterol, kullanılmış kolesteroldur ve işe yaramadığı gibi, kanda oranı artınca damarlarda tortu yapar. Vücutta kolesterol üreten ve kolesterolü dengeleyen organların iyi çalışmaması (böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar, husyeler, tiroid bezesi, karaciğer, safra kesesi, barsaklar, akciğer, ciltteki ter bezesi)
Neden olduğu rahatsızlıklar Kandaki nötr yağ oranının artması Vücutta yağ lekeleri oluşması Parmaklarda, omuzda, dizlerde ve kalçada yağ urları meydana gelir. Göz kapaklarında sarı lekeler oluşur ve gece körlüğü yapar. (tavuk karası) Siroz : Safra kanalının tıkanması, karaciğer ve dalağın şişmesi ve safra taşının oluşması Damar sertliği : Kanda biriken kolesterol kan damarlarının iç yüzeyine yapışır ve damar sertliğine yol açar.
Belirtileri ciltte sarı lekeler, göz altında siyah halkalar, gözün beyaz kısmında sarı lekecikler, terin ve nefesin ağır kokması, ağızda acılık hissi, baş ağrısı ve başta ağırlık hissi, görme zayıflığı, baş dönmesi ve beyinde boşluk hissi, hazımsızlık ve iştahsızlık, genel yorgunluk ve ruhi bunalım, uykusuzluk, sol kolda ve kalp üzerinde zaman zaman ağrılar.
Bitkilerle tedavi Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler : Yemeklerde zeytinyağı, mısır, ayçiçeği, haşhaş ve aspir yağları kullanılmalıdır. Sarmısak (günde 2-4 diş, çiğ olarak yenmelidir) Enginar, soğan, pırasa, havuç, kereviz, soya fasulyesi, lahana, tere, maydanoz, turp bol yenmelidir. Kiraz, limon, çilek, elma, üzüm, şeftali, armut, muz gibi meyveler de yenebilir. Ardıç tohumu Mısır püskülü Zeytin yaprağı Zerdeçal Kalp-Damar Sistemimizi Tanıyalım Kalbin anatomisi/mükemmel bir pompa olarak örgütleniş ve daha ötesi Kalp, göğüs ön duvarı arkasında, iki akciğer arasında yer alır. Kas dokusundan oluşmuştur. Sağda ve solda birer kulakçık(atrium) ve karıncık(ventrikül) olmak üzere dört boşluktan oluşur. Temel işi kanı pompalamak olan hayati bir organdır. Sağdaki kulakcık ve karıncığı triküspit kapak; soldaki kulakcık ve karıncığı ise mitral kapak ayırır. Kalbin sol karıncığının bitimi ile kalpden çıkan ve insanın en büyük atardamarı olan aort damarının başlangıcı arasında aort kapağı vardır. Benzer olarak pulmoner kapak sağ karıncık-pulmoner damar arasındadır. Kalbin sağ sistemine tüm vucutdan gelen kanı toplayan damarlar(vena cava) açılır. Bu kan akciğer atardamarları ile sağ sistemden ayrılır(Pulmoner arter). Akciğerlerden akciğer toplar damarları ile dönen kan sol kulakcık ve sol karıncığı dolaşarak aort damarları ile tüm vücuda pompalanır. Kalbin dış yüzünü çepeçevre bir zar kaplar. Dolaşım sistemi/Bir şehri tüm ücra köşelerine kadar her dakika tekrar dolaşmak En küçük yaşayan birim olan hücrenin nefes alması ve beslenmesi gerekir.Besinlerin ve oksijenin kullanımından doğan atıkların da uzaklaştırılması gerekir.Bu süreğen işlevi kan üstlenir. Akciğerlerde karbon dioksitden arınan kan oksijenle yüklenir. Bir ağacın dalları gibi biçimlenmiş olan en büyük çaptan giderek incelen ve kılcal damarlara dönüşen bir damar ağı ile, bu oksijeni tüm dokulara igereksinimi ve önceliği oranında dağıtır.Elbette bir de dönüş yolculuğu vardır.Benzer bir toplardamar ağı örgütlenişi içinde; ama bu defa kılcal damarlardan enbüyük toplar damarlara ulaşarak kalbin sağ kulakcığına ulaşır.Buradan sağ karıncığa geçer ve yeniden oksijenlenmek üzere akciğerlere pompalanır. Akciğerlere gidiş ve tazelenerek tekrar kalbe dönüş büyük kan dolaşımının bir minyatürü gibidir.
Kalbi Besleyen Damarlar (Koroner Arterler) Kalp Krizi bu damarların tıkanması sonucu olur. Damar tıkanınca; o damarın kanı ilettiği bölgelere artık besin maddeleri ve oksijen gidemeyeceği için bu bölgeler ölür ve kasılma düzeni bozulur ve kalp pompa işini yeterince yapamaz.
Bir damarın önemi beslediği kalp kası bölgesine bağlıdır. Tıkanan önemine göre kalpte oluşan hasar az yada büyük olur. Koroner damarlar/kalbi besleyen su şebekesi yada kalp kendini nasıl besler? Kalp de tıpkı diğer organlarda olduğu gibi hücrelerden oluşur ve oksijenlenmesi/kanlanması gerekir.Her nekadar kalbin her dört odacığı da kanla dolu olsada kalp beslenmesini kendi içindeki kanla değil; aort damarından ayrılan sağ ve sol koroner arterlerden beslenir.Sağ koroner atardamar sağ kulakcık ve karıncığı ve iki karıncık arası bölmenin arka kısmını besler.Sol ana damar cirkumflex ve sol-ön-inen damar adldrı verilen iki damara ayrılır.Cirkumflex arter sol kulakcığı, sol karıncığın yan ve arka kısımlarını kanlandırır. Sol-ön-inen arter ise sol karıncığın ön yüzünü ve iki karıncık arası bölmenin ön kısmını beslerKalbin elektrik sistemi/canlı quartz yada ritm,benim işim Bir kalp atımı, kalbin sağ kulakçığında yerleşmiş olan ve sino-atrial düğüm adı verilen özelleşmiş bir hücre demetinden oluşan bölgenin elektriksel bir uyarı çıkarması ile başlar. Bu bölge kalbin doğal pili olarak bilinir(pace-maker)
Sino-atrial düğümden çıkan bu uyarı kalbin heriki kulakçığı boyunca yayılarak kalbin elektrik sisteminin bir başka özelleşmiş bölümüne atrio-ventriküler düğüme gelir.Bu uyarı ile kulakçıklar kasılarak içlerindeki kanı karıncıklara gönderirler Elektrik iletisi A-Vdüğümde karıncıklara ulaştırılmadan önce kısa bir süre bekletilir.
His-Purkinje sistemi adı verilen bir elektriksel ağ ile ,uyraı tüm karıncıklara yayılır. Bu uyarı ile heriki karıncık kasılarak kanı akciğer ve vücuda pompalar.
Sino-atrial düğüm tekrar başka bir uyarı çıkararak yeni bir döngüyü başlatır. Vücüdumuz kendisini kalp krizine karşı nasıl korur? Kalbi besleyen damarların daralma yada tıkanıklıklarında vücudun koruma mekanizması .Koroner arterler kısmen daraldığında vücudumuzda kalp kasına giden kan miktarını arttırma özelliği vardır.Diğer komşu damarlar genişleyebilir ve ince damarlar hastalıklı bölgeye daha çok kan getirebilmek için açılabilir.Bunlara kollateral dolaşım denir.Eğer kollateral dolaşım iyi gelişirse anginal ağrılar azalabilir hatta kaybolur.Kalp kasına bu ekstra kan akımı kalp krizini önleyebilir,eğer kalp krizi olursa daha küçük bir bölge hasar görür ve daha zararsız olabilir."alıntı"
|
| |
|
|
| Son Yazılarım |
|
|
Destekleyenler |
|
|
| Bağlantılarım |
|
|
|