Destek ve Teşekkür Alanı

Destek ve Teşekkür Alanı


widget

Destek ve Teşekkür Alanı

Embed

Derviş Kaşıkları

 

 
 
 
"Sevginin
 
 
 
yalnızca sözünü edenlerle, 

onu yaşayanlar arasında
 
 
ne fark vardır?" 
 
 
 
diye sordular bir bilgeye.
 

Bilge,
büyük bir sofra hazırladı ve 
sevgiyi dillerinden eksik etmemelerine karşın,
onu günlük yaşamlarında hiç kimseye göstermeyen 
kişileri yemeğe çağırdı.
 

Sofrada herkes yerini aldıktan sonra,
önlerine birer tas sıcak çorba, 
sonra da derviş kaşıkları denen,
sapları bir metre uzunluğunda 
özel kaşıklar getirildi. 
 

Ev sahibi konuklarına
bu kaşıkları nasıl tutmaları 
gerektiğini söyledi .
 
Herkes kaşığının ucundan
tutmak zorunda kaldı.
Konuklar,
uçlarından tuttukları bir metre
uzunluktaki kaşıkları güçlükle 
taslarına daldırıyorlar,
fakat kaşıklarına çorba doldurup,
ağızlarına götüremiyorlardı. 

Ağızlarına bir kaşık çorba koyabilmeyi
beceremeyen konuklar,
yemekten sonra kalktıklarında, 
karınlarını doyuramamışlar,
kaşıklarından dökülen çorbalarla da
sofranın üstünü kirletmişlerdi. 
 

Bilge,
bir gün sonra ikinci bir
yemek daveti verdi.
Bu kez, 

sevgiyi gerçekten bilen ve
her gün sevgiyle yaşayan
kişileri çağırdı.
 
 

Yüzleri aydınlık,
gözleri sevgiyle gülümseyen
pırıl pırıl kişiler geldiler 
ve bu kez onlar yerlerini aldılar,
sofrada.
Önlerine birer tas sıcak çorba
ve sapları bir metre uzunluktaki
derviş kaşıkları getirildi.
Onlara da kaşıkları ancak,
saplarının uçlarından tuta bilecekleri
kuralı söylendi. 
 

Ev sahibi bilgenin;
--"Buyurun, afiyet olsun"
sözünden sonra sofradaki herkes, 
önündeki kaşığı, sapının ucundan tuttu ve 
Herkes kaşığını,
karşısındaki kişinin tasına daldırıp,
kaşığına aldığı çorbayı,
karşısındaki kişinin ağzına uzattı.
 
Bu yöntemle herkes karnını doyura bildi.
Konuklar sofradan kalktıklarında ise,
sofranın üstünde, 
dökülmüş tek damla çorba yoktu. 
 

Sevginin yalnızca sözünü edenlerle,
onu yaşayanlar arasında ne fark vardır
sorusunu soranlara bu uygulamayla
yanıt verdikten sonra bilge,
bir de öğütte bulundu: 

İşte, dedi. 
Kim ki yaşam 
sofrasında yalnızca kendini görür ve
yalnızca kendini doyurmayı düşünürse,
o kişi aç kalacağını da bilmelidir. 

Ve kim ki başkalarına da düşünür ve
o da kesinlikle doyurulacaktır. 
Çünkü yaşam denen bu pazar,
 
 
alan değil,
 
 
veren kazançlıdır
 
her zaman...


Made in Çalı
Çay Kaşığı (Roman)
Yazar / OTTOMAN
Tüm Kitapçılar da...

Buyurun Misafirim Olun. 
Türk Halk Müz.,Sanat Müz.  Arabeks ve Oyun Havaları...

Destek İçin Reklam Alanı Eklenti Kodu
Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !